boşanma çocuk

BOŞANMIŞ ANNE BABA VE ÇOCUKLAR


Boşanmak, anne-baba olma sorumluluğunu sona erdirmiyor

Birçok karı-koca boşanma sonunda ‘eş rolü’ ile birlikte ‘anne-baba’lık sorumluluğunun da bittiğini sanıyor. Oysa, boşanma süreci ve sonrası, çocukların anne-babalarına en çok ihtiyaç duydukları dönemi oluşturuyor.

Evlenmek kolay olmadığı gibi boşanmak da kolay değil. Eğer ortada çocuk varsa anne ve babaların ‘eş rolü’nü bitirmek anlamına gelen boşanmayla ‘ebeveyn’ olma sorumluluklarından kurtulma gibi bir şansları yok… Bazı anne-babaların bu önemli hususu göz ardı edebildiğini söyleyen Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi uzmanlarından Psikolog Hande Sinirlioğlu Ertaş, boşanmalar sonrasında hangi tarafta kalırsa kalsın çocukların diğerini özlediğini, kendisini güvensiz ve sevgisiz hissettiğini belirtti.

Boşanma ve ardındaki süreçten en çok çocuklar etkileniyor. Ölüm, hastalık, göç, hapishane süreci gibi uzun süreli ayrılıklar sebebiyle bilinen şeklinden farklılaşmış aileler, parçalanmış aile olarak adlandırılıyor. Bu yüzden çocuklar da ölüm ve geçici ayrılıkları genellikle daha az sarsıntıyla atlatabiliyor. Ancak, boşanmaya daha büyük tepki veriyor. Yaşı kaç olursa olsun çocuklar anne ve babasını birlikte görememekten duygusal olarak olumsuz etkileniyor ve anne-babayı bir arada görme hayalini hiç kaybetmiyor. Hande Ertaş, parçalanmış ailede otorite boşluğu oluştuğunu, bu yüzden anne veya babanın çocuk üzerindeki kontrolünün ya çok azaldığını ya da çok arttığını vurguluyor.

Boşanmalar sonrasında çocukların diğer tarafı özlediğini, onun yokluğunu hissettiğini, kendisini güvensiz ve sevgisiz gördüğünü anlatan Ertaş, “Bu dönemlerde çocuklara ebeveynler de fazla yardımcı olamıyor. Sonuçta çocukların psikolojik problemler yaşamalarına sebep olan anormallikler oluşuyor.” diyor.

Bu süreçte duygusal ihmale uğrayan çocuğun çeşitli psikiyatrik sıkıntılar yaşadığına işaret eden Ertaş, hayat kalitesinde bozulma oluşan bu çocukların ileri süreçte kişilik bozukluklarına gidebilecek zararlar gördüğüne dikkat çekiyor. Boşanma sonrası süreçte ayrılmanın oluşturacağı hasarları en aza indirmenin öncelikle boşanma kararının verilmesi ile başlaması gerektiğini bildiren Psikolog Ertaş’a göre anne ve baba ortak karar aldıklarını çocuğa birlikte ifade etmeli. Boşanmanın ne anlama geldiği, anne-baba rolünün devam etmekte olduğu, doğru bir üslupla izah edilmeli. Bu boşanmanın çocuğa karşı sevgisizlikten ya da çocuğun herhangi bir davranışından kaynaklanmayan bir durum olduğu, yaşına uygun bir dille anlatılmalı. Boşanma sonrasında eski eşlerin ebeveyn rollerini sürdürebilme ve işbirliğinde olabilmelerinin önemine işaret eden Ertaş, “Boşanma sonrası çocuklarının yanında suçlayıcı tavırlardan kaçınılmalı.” diye konuştu.

Ünal Livaneli

>>> zaman.com.tr

Siz boşanıp ayrıldınız peki, ya çocuklar?
Siz boşanıp ayrıldınız peki, ya çocuklar?

RECEP UYSAL, ANAFEN DERSHANELERİ REHBERLİK UZMANI

Modernizmin dayattığı ilişkiler ağı iç huzuru sarsıyor. “Kriz” yaşayan ebeveynlere soruyoruz: Boşanma kararını almadan önce yapılabilecek her şeyi yaptınız mı? Bunun çocuğunuzu nasıl etkileyeceğini düşündünüz mü?
Boşanma, çeşitli nedenlerden dolayı, eşlerin aralarında var olan nikâh akdini bozmaları, evliliklerini sona erdirmeleri ve ayrılmaları şeklinde tanımlanabilir. Günümüzde boşanma olayları maalesef gerek dünyada gerekse ülkemizde hızlı bir artış göstermektedir.

Boşanmanın çok farklı nedenleri olabilir. Yaygın olarak, eşler arasında iletişimin yeterli ve istenilen düzeyde sağlanamaması, aile içi şiddetin yaşanması, ekonomik problemlerin ortaya çıkması, eşlerden birinin diğerine ihanet etmesi vb. sorunlar boşanmalara neden olmaktadır. Nedeni her ne olursa olsun boşanma, eşleri etkilediği kadar -eğer varsa- ailede çocuğu ya da çocukları da etkilemektedir. Çünkü çocuklar boşanma olayının dışında değil içindedir, seyirci değil oyuncudur. Eşler boşandıklarında birbirlerinden ayrılırlar; ama çocuklarından ayrılamazlar. Ailenin bir parçası olan çocukların, aile kurumunun parçalanıyor olmasından etkilenmemesi düşünülemez. Bu etkilenme çoğunlukla olumsuz yönde olmakta ve boşanmış ailelerin çocukları hayatlarının ilerleyen dönemlerinde çeşitli psikolojik sorunlar yaşamaktadır.

Çiftler evlenmeden önce uzun uzun düşünmekte, çevrelerindeki insanların fikirlerini almakta ve bu konuyla ilgili en doğru düşüncelere sahip olmak ve en doğru kararı verebilmek için çaba sarf etmektedir. Bir ailenin temelini atmak ve yuva kurmak hiç de kolay bir iş değildir. Aynı şekilde boşanmada uzun uzun düşünülerek verilmesi gereken bir karardır. Aile kurulurken ne kadar ince elenip sık dokunuyorsa, aynı hassasiyet boşanmada da gösterilmelidir. Konuşularak halledilebilecek, sevgi ve anlayışla rahatça çözülebilecek küçük bir problemde akla ilk gelen çözüm boşanma olmamalıdır. Eşlerin her küçük problemde boşanma kelimesini telaffuz etmeleri, karşılıklı sevgi ve saygıyı azaltacak ve evlilik kurumuna zarar verecektir. Unutulmaması gereken en önemli nokta, boşanmanın en son çare olduğudur. Eşler iyi düşünmeli ve en doğru kararı vermelidir. Boşanma problemleri çözecek mi yoksa daha da mı artıracak? Boşanma kararını almadan önce her şeyi yaptınız mı? Boşanmanın sizi ve çocuğunuzu nasıl etkileyeceğini düşündünüz mü? Boşanmadan sonra var olacak olası problemlerle rahatça baş edebileceğinizden emin misiniz?

Boşanmaya kesin karar vermişseniz bunun çocuklara nasıl söyleneceği önemlidir. Eşleri belki en çok düşündüren ve onları en çok zorlayan konu bu kararın çocuklara açıklanmasıdır. Çünkü boşanmada en çok zorluk yaşayan ve mağdur olanlar çocuklardır. Bu kararın çocuklara nasıl ve ne zaman söyleneceği çok önemlidir. Karar açıklanmadan önce kesinlikle hazır hale getirilmeli, gerekirse psikolojik destek alınmalıdır. Kararı anne-babanın birlikte açıklaması daha kolay olacaktır. Çocuğun yaşına uygun olarak, kolay ve anlaşılır ifadeler kullanılarak, boşanmanın nedenlerini, başka bir çözüm kalmadığını, anne-baba birbirlerini kötülemeden ve suçlamadan anlatmalıdırlar. Çocuk, boşanma olayının sorumlusu olarak kendini görebilir ve kendini suçlayabilir. Boşanma kararı çocuğa anlatılırken anne-baba çocuğun herhangi bir suçu olmadığını uygun bir dille ifade etmelidir.

Böyle bir durumla karşı karşıya kalmak çocukta normalden farklı, alışık olmadığımız tepkiler meydana getirebilir. Özellikle yaşı daha küçük ve anne-babaya daha bağımlı olan çocuklarda bu tepkiler daha şiddetli ve belirgin yaşanırken, anne-babadan bağımsız çocuklarda boşanmanın etkileri daha kolay atlatılabilir. Çocuk, anne ya da babadan birini bu olayla ilgili suçlayabilir ve olumsuz hisler geliştirebilir. Daha hırçın, içine kapanık, öfkeli ya da saldırgan olabilir. Yaşadığı problemlere bağlı olarak okul derslerinde kötüye gitme ve notlarında düşmeler yaşanabilir. Eğer yaşı daha küçükse tuvaletini tutma ve söyleme ile ilgili problemler ortaya çıkabilir.

——————————————————————————–

Boşanma olaylarının çocukları en az etkilemesini sağlamak için anne-babalar neler yapabilir?

* Boşanan anne-babalar birbirlerinden ayrıldıklarını, çocuklarından ayrılmadıklarını kesinlikle unutmamalıdır.

* Çocuğun anne-babasından yeterli derecede ilgi ve sevgi görmeye her zaman ihtiyacı vardır. Ayrı olsalar bile anne-baba çocuğundan bu ilgi ve sevgiyi kesinlikle esirgememelidir. Özellikle çocukla birlikte geçirilmesi planlanan zamanlar ertelenmemeli ya da yerine başka programlar konulmamalıdır.

* Ayrıldıktan sonra anne ya da baba çocuklarına birbirlerini kötülememeli, olumsuz yönlerini anlatmamalıdır.

* Boşanmadan sonra yaşanacak değişikliklerle ilgili çocuk bilgilendirilmeli, çocuğun hayatını çok fazla olumsuz etkileyeceği düşünülen değişikleri (şehir, okul değişikliği vb.) hemen yapmaktan kaçınılmalıdır.

* Çocuğun bakımı, eğitimi vb. gerekli olabilecek ekonomik problemler halledilmiş olmalıdır. Ancak mutlu olacağı düşüncesiyle çocuğun maddi yönden istediği her şey de yerine getirilmemeli, dengeli davranılmalıdır.

* Çocuğun anne-babasını yeteri kadar görmesi sağlanmalı, eşe olan kızgınlıktan dolayı çocuğun anne ya da babasını görmesi engellenmemelidir.

* Çocukta var olan ya da boşanma sonrası ortaya çıkabilecek olumsuz davranışlar boşanılan eşle özdeşleştirilmemelidir. (Ne olacak babasının oğlu işte, annesi gibi pasaklı vb.) Çocuğu hem ruhsal hem de fiziksel gelişimi hem anne hem de baba tarafından takip edilmelidir.

* Boşanma sonrası çocuğa karşı geliştirilecek tutumlar konusunda hem anne hem de baba ortak hareket etmeli ve tutarlı davranmalıdır. Annenin hiçbir şekilde olmasını istemediği bir şeye babanın izin vermesi iyi sonuçlar doğurmayabilir.

* Boşanma sürecinde anne-baba çocuğa karşı dürüst olmalı, yalan söylemekten kaçınmalı ve güven duygusuna zarar vermemelidir.

* Çocuk kesinlikle anne-baba gibi düşünmeye zorlanmamalı, anne-baba tarafından birbirlerine karşı koz olarak kullanılmamalı ve taraf tutması beklenmemelidir.

* Çocuğa cinsiyetine uygun olarak yakın akraba çevresinden örnek alabileceği birilerinin destek olması, problemleri daha kolay atlatmasına yardımcı olacaktır.

http://ailem.zaman.com.tr/?bl=3&hn=5396

Annem babam beni sevmedikleri için ayrılıyor

AHMET BALKANLI-PEDAGOG(Olaydaki isimler değiştirilmiştir)

5 yıllık evliydiler, ama şimdi ayrılma noktasındalar..

Altı aylık tanışmanın ardından evlenen Ahmet ile Ayşe evliliklerinin ilk yıllarında mutluydular. Ayşe Hanım annesinin yalnız yaşadığını belirterek kocasını annesinin yanında oturmaya ikna etmişti. Ardından Ayşe Hanım oğlu Ali’ye hamile kaldı. Bu arada eve Ayşe Hanım’ın dayıları da geldi. Ahmet Bey dayıların eve kız arkadaşlarını getirmesinden rahatsızlığını belirterek kayınvalidesiyle tartıştı. Kayınvalidesinin, ‘Ev bizim evimiz, kimin kalacağına sen karışamazsın’ diyerek tepki vermesi evde havayı iyice soğuttu. Evden soğuyan Ahmet Bey bu arada başka bir kadınla görüşmeye başladı. Ayşe Hanım eşinin ilişkisini cep mesajlarından anladığında kocasını evden kovarak boşanma davası açtı. Bu arada Ali 4 yaşına gelmişti ve evde yaşanan olaylardan etkilenmişti. Ahmet Bey, Ayşe Hanım’dan özür diledi, aynı hatayı bir daha yapmayacağını söyledi; ancak Ayşe Hanım, eşini affetmedi. Şimdi Ahmet ile Ayşe ayrı yaşamakta ve Ahmet Ali’yi ara sıra gidip kayınvalidesinin evinden alarak görüşmektedir. Oğlu, kendisine çok düşkündür, o da oğluna; fakat yapılan zincirleme yanlışlar ailenin yıkılmasına sebep olmuştur. Bu durumdan en çok zararı küçük Ali görmüştür.

Çocuğun kişiliği büyük ölçüde ilk altı yılda gelişir ve kişiliğin geliştiği bu ilk yıllarda çocuk için en önemli şey anne-babanın birlikte olduğu huzurlu bir yuvada, sevgi ve güven ortamında büyümektir. Boşanma çocukların kolaylıkla kavrayıp ona uyum sağlayabilecekleri bir durum değildir. Boşanma öncesi anne-babanın çocuğun ihtiyaçlarına kör ve sağır oldukları bir dönemdir. Çünkü bu zamanlarda anne-babalar kendi dertlerine düştüklerinden çocuğu çoğunlukla göz ardı ederler. Çocuk, bu ortamda tedirgindir ve ne yapacağını bilemez. Kimsenin kendisini sevmediği ve düşünmediği duygusuna kapılır. Ortalıkta kalmamak için anne ya da babasından vazgeçmek zorunda olduğunu sanır. Özellikle küçük çocuklar boşanma ile babayı kaybetmeyi bir tutar. 4 yaşındaki Ali’ye de anlam veremediği bu çatışma ve gergin ortamda ne olup bittiği konusunda açıklama yapılmamıştır.

Evdeki çatışma ortamında yaramazlıkları da sert tepkiyle karşılandığı için iyice bocalayan ve kendisini kavgaların en önemli sebebi olarak gören Ali, anne-babasının onu sevmedikleri için ayrılmaya kalktıklarını düşünmeye başlamıştır. Nitekim eşlerin ayrılık öncesinde çocuklar sebebiyle tartışmaları da çocuktaki bu duyguyu pekiştirir. Çocuk yaramazlık yaptığı, söz dinlemez olduğu için anne-babasının sevgisini kaybettiğini ve yakında yüzüstü bırakılacağını düşünür. Boşanmanın kesinleşmesi korktuğunun başına geldiği duygusunu verir. Karmaşık duygular içinde çocuk yine de anne-babadan birine, çoğunlukla anneye sığınmak ister. Bunun için onun ilgisini çekmeye çalışır.

Okul çocukları ana-baba ayrılığını ayıp bir şeymiş gibi saklama eğilimindedir.

Bazı çocuklarda baba ayrılığından sonra ortaya çıkan bırakılma korkusu o denli güçlüdür ki, çocuk ancak anneye yapışarak ve onu gözünden ayırmayarak tedirginliğini gidermeye çalışır. Annenin zamanında eve gelmeyişi ya da habersiz bir yere gidişi çocukta paniğe, ağlamalara ve öfke nöbetlerine yol açabilir.

Boşanma sonucu çocuklarda hırçınlık, huysuzluk, tedirginlik ve saldırgan davranışları da görülebilir. Bu durum çocuğa kaygı verir ve çocuğu huzursuz eder. Bu da davranış bozukluklarına yol açabilir. Yapılan bir araştırmada, suç işlemiş çocukların yüzde 47’sinin parçalanmış ailelerin çocukları oldukları görülmüştür.

BU EVLİLİĞİ KURTARMAK İÇİN KİM, NE YAPABİLİRDİ?

AYŞE HANIM

* Evde, akrabalarının kalma durumu varsa evin bir ferdi olan eşinin rızasını alabilirdi.

* Annesiyle konuşarak dayılarının uzun süre evlerinde kalmalarını ya da eve arkadaş getirmelerini engelleyebilirdi.

* Annesinin damadına “sen bu eve karışamazsın” tepkisine “o da bu evin ferdi” diyerek kocasını destekleyebilirdi.

* Ya da eşiyle birlikte kendi evlerine çıkabilirdi.

***

AHMET BEY

* Kayınvalidesiyle kavga edeceğine eşini ikna edip ayrı bir eve çıkabilirdi.

* Eşine dayılarından duyduğu rahatsızlığı daha güzel bir dille anlatabilirdi.

* Eşi ile yaşadığı problemin çözümünün bir başka kadında olmadığını bilmeliydi.

* Eşiyle daha iyi bir diyalog kurmaya çalışabilirdi.

***

ÇOCUKLAR BOŞANMAYI NASIL ALGILAR?

* Boşanma aşamasına gelen ailelerde anne-babalar çatışmalardan dolayı çocuklarla ilgilenmez.

* Kendi dertlerine düşen ebeveynlerin bu durumu çocukları tedirginliğe sürükler.

* Çocuk kimsenin kendisini sevmediğini düşünmeye başlar.

* Çocuk, boşanmayla anne veya babasından birini kaybedeceğini sanır.

* Çocuk evdeki gergin ortamda yaramazlık yaptığında sert tepkiye maruz kalır.

* Ebeveynin çocuğa gösterdiği tepki, “Ben sevilmiyorum!” düşüncesine yol açar.

* Çocuk sevilmediği için anne-babasının ayrıldığını düşünebilir.

Boşanan çiftlerin çocukları

Boşanma kişilikleri , sosyo-kültürel değerleri, alışkanlıkları ve tepkileri ile birbirine uyum sağlayamayan , birarada iken herhangi biri ya da her ikisinin de sosyal, mesleki sorunlar yaşadığı; vücutsal ve ruhsal yakınmalar geliştirebildiği kişilerin ayrı ayrı daha sağlıklı olabilmesi temeline dayanan bir sosyal gerçekliktir.

Her boşanma felaket anlamına gelmez. Bu tıpkı bir yemeğe aynı zamanda hem tuz hem şeker koymak gibi düşünülebilir. Her birisi ayrı ayrı konduğunda yemekleri leziz hale getirse de, aynı yemeğe konursa, yenmez olurlar ya da iki ilaç ayrı ayrı kullanıldığında çok olumlu etki yaparken, aynı anda alınırlarsa, vücutta zararlı etkiler yapabilirler. Bazı evlilikler de böyledir. Her türlü çaba gösterilmesine karşın bazı evlilikler ayrılık ile sonuçlanabilir. Bu durumda eşler kendi hayatlarını bu sefer daha becerikli ve özenle inşa etmek durumundadır. Peki diyelim eşler bunu yaptı, ya eğer ayrılan kişilerin çocukları varsa, onlar ne olacak? İşte aslında boşanan çiftler kendilerinden çok çocuklarına odaklanmakta, ancak ne yazık ki, eksik ya da hatalı davranışlar ile çocuklarının ve kendilerinin durumunu zora sokmaktadırlar.

Boşanan çiftlerde çocuk hem anne hem baba ile görüşebilmelidir. Boşanma iki erişkinin birbiri ile olan sorunları sonucu olduğundan,tarafların çocukla ilgili bir sorunu yoktur. Dolayısı ile soruna çocuk ortak edilmemeli, maşa haline sokulmamalıdır. Her iki taraf ya da onların çevreleri çocuğu karşı tarafa yönelik yıkıcı eleştirilerle yıpratmamalıdır. Bu son derece ilkel ve çocukça bir yaklaşım şekli olup, kendi kendine yeterli olamayan, özgüveni olmayan kişilerin yapabileceği bir davranış şeklidir. Çocuğun eğer ana babadan birinde sevgi ya da ilgi eksikliği yoksa, herhangi birini diğerinden üstün tutmaması hedeflenmelidir. Aksi halde ileri dönemde çocuğun ruhsal gelişimine istemeden kalıcı darbeler indirilmiş olabilir.

Her anne baba için çocuklarını kendilerine göre daha iyi koşullarda büyütmek, kültürel açıdan daha donanımlı,olumlu ve uygar olmasını sağlamak birincil hedeftir. Bu hedef elbette ki, boşanma sonrasında da geçerlidir. Bu nedenle hem anne hem babanın her türlü görünüm, davranış ve düşünceleri ile çocuklarına örnek olmaları gerekir. Çocuk anne ya da babayı yeterince göremez ya da yeterince örnek almak istemezse uygunsuz ya da yanlış kişileri örnek alabilir.

Hakim boşanma sonucu çocukları anne ya da baba yanına vermektedir. Çocuk daha az gördüğü, birlikte kalınmayan ebeveyn ile geçireceği vakti hayal etmekte, o ana ait görüntüler çocuğun rüyalarını süslemektedir. Bu sebeple bu ebeveynle geçirilecek zaman, çocuk için doyurucu olmalıdır. Bu çok para harcayarak, çocuğun her istediğinin alınması şeklinde maddi yönde düşünülmemelidir. Çocuğun o ebeveynle daha çok ve çocuğa hitap edebilecek bir şekilde konuşması, çocuğun sorunları ile ilgili konularda dertleşmesi, yeri geldiğinde beraber ağlamaları, kendi geçmişini ve yaşadıklarını doğru biçimde çarpıtmadan, çocuğun ilgisini çekecek şekilde anlatabilmesi bu yolda yapılabilecekler arasındadır. İlişki parasal temele değil, duygusal temele dayanmalı, çocuk anne ve babası ile gurur duyabilmelidir.

Anne ya da baba çocukla birlikte oldukları zaman , işleri,arkadaşları ve çevrelerini düşünmemelidir. O esnada çocuklarından çok, başkaları ile iletişime girmeye çalışmamalıdırlar. “Eli işte , gözü oynaşta” şekilde çocuğu ile bir arada olan kişinin çocukları, ikinci plana atıldıklarını, kullanıldıklarını, sevilmediklerini, kendilerinin yük olarak algılandıklarını düşünebilirler. Bu da ebeveyn ile çocuk arasındaki iletişimi bozabilir. Önemli olan geçirilen vaktin süresi değil,kalitesidir.

Çocuğun diğer ebeveynden alınması ve birlikte yapılabilecekler için çocuğa verilen sözler tutulmalı, yerine getirilemeyecek sözler verilmemelidir. Çocuğa söylenen saatlere uyulmalı, unutulmamalı, gecikme olacaksa mutlaka daha önceden çocuk ve evdeki ebeveyn haberdar edilmelidir.

Ebeveyn hiçbir şekilde çocuğa yalan söylememeli, çocuğun güvenini sarsmamalıdır. Herkesin yanlışları vardır, kendinizi her zaman başkasının ve çocuğunuzun yerine koyarak düşünün, “hep ben haklıyım” şeklindeki tek yanlı,at gözlükleri ile bakar şekilde ilkel bir biçimde hareket etmek, çocuğunuzu ve çevrenizi anlayamamanıza, dolayısı ile onunla dostluğunuzun bozulmasına yol açar.

Evliliğinizin bitiminin suçunu asla çocuğa yüklemeyin, “sen yaramazlık yaptığın için ayrıldık, baban gitti eğer gene yaramazlık yaparsan ben de seni bırakır giderim” şeklindeki yaklaşımlar çocuğun ağır suçluluk duyguları geliştirmesine yol açacaktır.

Boşanma konusunda çocuğa yapılabilecek açıklamalarda doğrudan karşı tarafı suçlamak yerine “senin de sınıfta ya da mahallede çeşitli nedenlerle anlaşamadığın arkadaşların var, biz de bu durum gibi yeterince anlaşamadık ve ayrıldık” şeklinde yumuşak bir uslup ile anlatılmalıdır.

Tek boşanan çiftin kendileri olmadığı, onu her ikisinin de sevdiği, önemli olanın da bu olduğu mesajı verilmelidir.

Ayrılan ana baba birbirlerine düşmanca davranmamalı, birbirleriyle çocukları hakkında konuşabilmeli, en azından çocuğun yaşgünlerinde bir arada bulunmalıdırlar. En azından, anne ya da babalar gününde, kendi gururlarını bir yana bırakıp, medenice çocukla birlikte çıkarak hediye almalı, tebrik kartı ya da telefonla kutlamalıdırlar. “ne ekerseniz onu biçersiniz”, diğerinize olan saygıyı korumalısınız.

“Biz ayrıldık ama , bizim yaptığımız hataları siz yapmayın” şeklinde konuşarak , mutlu evliliklerin, boşanma ile biten mutsuz evliliklere göre çok daha fazla olduğu söylenmelidir. Çocukların da gelecekte mutsuz evlilikler yaparak boşanmamaları için çalışılmalıdır. Bunun için her iki tarafında birbirlerinin hatalarını affetmesinin bir büyüklük olduğu gerçeği çocuklara aşılanmalıdır. Çocukların karşı cinse ve evliliğe olumsuz bir bakış açısı ile bakmaları önlenmelidir..

http://www.psikiyatrist.net/hafta17.htm

ANNE BABASI BOŞANMIŞ ÇOCUKLAR

BOŞANMA SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR

Sizi boşanma kararı almaya iten sebepler ne olursa olsun, boşanma kararınızı kesin olarak vermeden önce, aşağıdaki konuları gözden geçirdiğinizden emin olun;

Yaşadığım sorunların ve mutsuzluğumun sebebi evliliğim, başka sorunları evliliğime atfetmiyorum,
Evliliğimi kurtarmak için elimden gelen herşeyi yaptım,
Bu kararı uzun sürede ve etki altında kalmadan verdim,
Eşim de, ben de ilişkimize yeterince zaman tanıdık,
Çocuğumuz ve ben boşanma olayından etkileneceğiz,
Boşandıktan sonra ortaya çıkabilecek yeni sorunlarla başa çıkabilecek gücüm var,
Yalnızca eşimden boşanıyorum, çocuğumdan değil (özellikle babalar için),
Eşimin de benim de çocuğumuza ihtiyacımız var, çocuğumuzun hem bana hem eşime ihtiyacı var, o yalnız birimize ait değil.
Kararınızı kesin olarak verdiyseniz veya siz istemeseniz de eşiniz kesin olarak sizden boşanmaya karar verdiyse çocuğunuzun boşanma sürecinden olabildiğince az etkilenmesini sağlayabilmek için aşağıdaki maddeleri yerine getirmeye çalışın;

Boşanmanın ne olduğu ve boşanmadan sonra anne, baba ve çocuğun yaşamında ne gibi değişiklikler olacağı konusunda çocuğu bilgilendirmek ve bilinçlendirmek gerekir. Boşanma sürecinde, şehir veya ev değiştirme, bakıcı değiştirme, yeni bir evlilik vb. yaşam değişikliklerini erteleyin. Yaşanması zorunlu bazı değişiklikler varsa, bunlara kademeli geçişler yapmaya gayret edin. Çünkü her değişim, olumlu da olsa ekstra çaba gerektirir ve çocuğunuz için hepsine birden uyum sağlamak güç olabilir. Aynı sebeple, boşanma sonrası çocuk eşlerden hangisiyle kalacaksa, o ve çocuk ailenin boşanmadan önce yaşadığı mekanda yaşamaya devam etmelidir.
Eşler, kendi ailelerini de toplayarak (babaanne, hala , dayı vb.) hep birlikte bir toplantı yapmalı ve çocukla ilgili alınan kararlardan herkesin haberi olmalıdır. Böylece herkes çocuk için işbirliğinin kaçınılmaz olduğunu hatırlatmış olur, çocuğun bu durumdan çok etkilenebileceğinin ve bu konuda herkesten duyarlılık beklendiğinin altı çizilir ve kararlarda herkesin katkısı olduğundan kurallar daha az çiğnenir.
Çocuktan ayrı yaşayacak olan eş, kademeli olarak evden ayrı kalmaya başlamalıdır; bu süreç haftada bir günden 5-6 güne kadar çıkarıldığında çocuk ayrılığa daha kolay adapte olur. Boşanmadan sonra, çocuklar her iki eşle de sürekli ve düzenli olarak görüşmeye devam etmelidir. Siz artık sevgili veya karı-koca olmayabilirsiniz ama onun için halen anne-babasınız. O sizleri beraber tanıdı ve beraber istiyor, bunu anlamaya çalışın ve ayrılığınıza alışması için ona zaman verin. Çocuğunuza anne ve babanın bibirlerinden ayrılmalarının çocuklarından ayrılmaları anlamına gelmediğini anlatın. Hep birlikte sık sık biraraya gelin (Kendinizi,eşinizle bu biraraya gelişleri kimseye açıklamak zorunda hissetmeyin !!!).
Eşler boşanmanın çocukları için olduğu kadar kendileri için de zor olduğunu unutmamalı ve boşanmayı bir son değil, bir başlangıç olarak kabul etmelidirler. Öfke, yalnızlık duygusu, depresyon, kaygı gibi psikolojik sorunlar ortaya çıkabilir, bunlar doğaldır, gerekirse profesyonel yardım almaktan çekinmemek gerekir. Kendilerini ne kadar çabuk toparlarlarsa çocuklarına da o kadar çok yararlı olabilirler. Unutmamak gerekir ki, çocuklar yeni karşılaştıkları her durumun ne denli tehdit edici olup olmadığını anlamak için genellikle yetişkinlerin tepkilerine bakarlar. Sürekli ağlayan bir anne çocuğa durumun kötü olduğu, neşeli ve çabalayan bir anne ise her şeyin yolunda gittiği izlenimini verecektir.
Eşler çocukları kesinlikle birbirlerine karşı kullanmamalıdır; çocuk hiçbir şekilde taraf ve tanık tutulmamalıdır. Yeni düzenlemelerle ilgili kararlar alırken çocuğunuzun onayını alın ama çocuğunuzu karar verme sorumluluğu altında ezmeyin.
Çocuk, boşanmış bir anne-babanın çocuğu olmayı çevresine karşı bir silah gibi kullanmamalıdır. Her konuda gereksiz tavizler vererek çocuğun boşanmadan alacağı yaralar yalnızca artırılır, azaltılmaz. Her gün çikolata yemesine izin vererek çocuğunuzun boşanma olayından daha az etkilenmesini sağlayamazsınız, sadece çikolataya daha çok alışmasını sağlarsınız.
Çocukla ilgili her konuda eşler birbirleriyle çelişen davranışlarda bulunmamaya gayret göstermeli, ortak bir yol izlenmelidir. Babanın evinde izin verilen bir şeye, annenin evinde yasak konulmamalıdır.
Çocuklar anne-babalarının boşanmasından kendilerini suçlayabilirler. Bu yüzden, boşanma sebebeinin çocukla hiçbir ilgisinin olmadığı, bunun anne ile babanın arasındaki anlaşmazlıktan kaynaklandığı açıkça anlatılmalıdır.
Çocuk anne-babasının yerine kimseyi koymak istemez, buna saygı duymak gerekir. Boþanma sonrası eşlerden biri yeni bir ilişki yaşıyorsa çocuğun bunu boşanmayı kabullenene kadar bilmemesi gerekir.
Boşanma sırasında, çocuklar mahkeme, eşya dağılımı, nafaka gibi konulardan haberdar edilmemelidir.

Anne-babası boşanmış veya boşanma aşamasında olan bir çocukla ilişkisi olan herkes için iki uyarı

LÜTFEN,Çocuğun yanında bu konuyu konuşmayın, özellikle de eşlerden birinin tarafını tutan veya kötüleyen sözler sarfetmeyin.

Boşanma olayını çocukla ilişkilendirmeyin ve çocuğa bu anlama gelen sözler sarfetmeyin;
Anne ya da babasının kendisini sevmediği için, çok yaramazlık yaptığı için, başka bir kadınla birlikte olmayı tercih ettiği için vb. terkettiğini asla söylemeyin. Bu boşanan çiftlerin ailelerinin ve hatta kendilerinin de çok düştüğü bir hatadır. Hernekadar bu sözler gerekçelendirilirken “çocuk anne veya babadan soğusun da aramasın” gibi bir iyi niyet öne sürülüyor olsa da, bu ne inandırıcı ne de çok akılcıdır. Bu gibi sözlerle çocuğu teselli etmez, ona ancak “terkedilmişlik duygusu ve/veya suçluluk duygusu” enjekte etmiş oluruz. Böylece çocuk terkedildiğini çünkü sevgiye layık olmadığını, değersiz olduğunu düşünür. Bu gibi sözlerin çocuklarda ne kadar derin ve onarılması zor yaralar açabileceğini düşünebiliyor musunuz ?

Anne-babalar için son uyarı :
Boşanmaya karar vermeden önce, eşinizle birlikte hareket ederek, çocuğunuzun boşanmanızdan olabildiğince az etkilenmeslini sağlamak için tüm önlemleri alsanız da, çocuğunuz bu olaydan çok etkilenebilir. Bazen de çok dikkatsiz davranırsınız ama çocuğunuz fazla etkilenmez. Bunun iki sebebi vardır; birincisi her çocuk her olaydan aynı oranda etkilenmez, ikincisi olayın etkileri eşit olsa bile tepkiler ve tepkinin zamanı farklı olabilir.

Buna ilaveten, boşanma olayı çocukları kuşkusuz etkiliyor, ancak çocuklar olayın kendisinden çok, oluş biçiminden, süreç içerisinde yaşananlardan etkileniyorlar. Çocuklara birşeyi anlatmanın bin çeşit yolu var. Önemli olan çocuğumuz için doğru olan yolu bulabilmek. Bizim çocuğumuz için, bizim koşullarımızda doğru olan bir yol, bir başka çocuk için onun koşullarında doğru olmayabilir. Çocuğunuzu boşanma sürecine hazırlama konusunda profesyonel yardım almaktan çekinmeyin lütfen, bunu utanılacak bir şey olarak görmeyin. Bunu yaparken de olabildiğince erken, boşanma kararı almadan veya hemen sonrasında yapın. Bu arada, boşanma aşamasında çocukları için profesyonel yardım alırken, iletişim sorunlarını çözebildiğini görerek, evliliğini sürdürmeye karar veren çiftlerin sayısının da çok olduğunu hatırlatmak isterim.

http://eski.annecocuk.com/cocuk/psikoloji/bosanma.htm

Boşanma ve Çocuk Üzerindeki Etkileri

Boşanma kararı, süreci ve sonrası ebeveynler kadar çocuklar için de zor bir süreçtir. En sorunsuz boşanma vakalarında bile çocuklar anne-baba ayrılığından etkilenirler. Boşanmak ve ebeveynlerin ayrı evlerde yaşamaya başlamaları bir bitişin ama aynı zamanda bir başlangıcın da göstergesidir.

Bu yeni yaşama alışma sürecinde dengeler değişecektir. Önemli olan ise iki ayrı ev arasında ortak dengeyi kurmayı başarmaktır, ki bu hiç de kolay değildir. Çocukta; annesi babası ayrılınca ilk sarsılan duygu, “güven”dir. Çocuğun, annesi babasıyla yaşarken oluşan “ güven duygusu ” bu ayrılıkla sarsılır.

Elbette bütün etkiler için çocuğun yaşı, gelişim derecesi, o yaşa gelinceye kadar yaşadıkları, içinde bulunduğu kişilik durumu önem taşıyacaktır.

Etkilenmenin biçimini, derecesini, buna karşılık olan tepkileri değiştirecektir. Bağımlı çocuklar daha derin etkilenmeler yaşarken, bağımsız yetişmiş çocuklar daha az, daha farklı ama etkileneceklerdir. Bunu unutmayalım. Anne babaları ayrılan çocuklar, ne denli karşıt düşüncelere, karşıt duygulara sahip olurlarsa olsunlar “onların yeniden birleşmelerini ” ister. Çünkü gereksinimleri budur. Onlar yitirdikleri güven duygusunu ararlar.

Anne babası ayrılan çocuk, birini ya da her ikisini birden suçlama eğilimdedir. Bu duygu çocuğun kendisine de yönelebilir. Boşanma, çocukların kolay kavrayıp benimseyecekleri bir durum değildir. Hele okul öncesi yaşlarda büsbütün anlaşılmazdır. Çocuk anne-babaya yapışabilir, yani onlardan ayrılma korkusu ile davranabilir. Uyku, yemek, tuvalet problemleri görülebilir.

Okul çocukları, anne-baba ayrılığını ayıp bir olay gibi saklama eğilimindedir. Öfkeli ve saldırgan davranışlar sergileyebilir, dikkati dağılabilir, notlar düşebilir, içe kapanabilir. Bu davranış biçimleri, çocuğun gelişim süreçleriyle birlikte farklılaşır.

Çocuklarda anne-baba ayrılığına bağlı olarak ortaya çıkan ruhsal belirtiler çok çeşitlidir. Huysuzluk, hırçınlık, tedirginlik, içe kapanma, karamsarlık, depresyon ve saldırgan davranışlar en sık gözlenen belirtilerdir. Uyumsuzluk belirtileri; çocuğun yaşına, boşanmadan önceki örselenmesine ve boşanma sonrası dönemde, ana-babayla ilişkilerinin niteliğine göre değişir. Bu belirtilerin kalıcı olması da yine çok çeşitli etkenlere bağlıdır. Her boşanmada, çocukların belli ölçüde örselendikleri göz önüne alınırsa, bunu en aza indirmek, ana-babanın yanlış tutumlardan kaçınmalarıyla sağlanabilir.

Bu nedenle, boşanması kesinleşmiş eşlerin şunları dikkate almasında fayda vardır:

Çocuğa boşanmanın ne demek olduğunu açık ve yalın bir dille anlatın. Bunu, eşinizi kötülemeden ve suçlamadan yapın. Geçinemediğinizi, bir arada mutlu olmadığınız, çabaladığınız halde anlaşmazlıkları gideremediğinizi belirtin.

Boşanmanın onu bir süre mutsuz, sinirli, hırçın yapabileceğini, bu tür duygularını saklamamasını, paylaşmasının onu rahatlatacağını söyleyin.
Boşanmada onun bir suçu olmadığını, onunla ilgisi bulunmadığını belirtin. Anne baba olarak sevginizin süreceğini, boşanmayla, anne ve babadan birini yitirmeyeceğini vurgulayın.
Çocuğu, eşinizle olan çatışmanızın dışında tutmaya çalışın. Onu kazanma yarışına girmeyin. Çocuğunuzu barışmak için aracı yapmayın.
Duygularınıza yenilip, çocuğu yan tutmaya zorlamayın. Size yaranmak için, eşinizi kötülemesine izin vermeyin.

Eski eşinizden öç almak için, çocuğu ondan yoksun bırakmayın. Bu durumda, asıl cezalanan eski eşiniz değil, çocuğunuzdur.
Çocuk, anne ve baba arasında top gibi gidip gelmemelidir. Bir evi, asıl evi olarak benimsemelidir. Çocukta sarsılan güven duygusu, ayrı yaşayan anne ve babayı sık görmesiyle değil düzenli aralarla ve sürekli görmesiyle onarılabilir.

Çocuğu, acıma duygularıyla ya da şımartarak eğitmeyin. Boşanma aşamasından sonra anne baba ayrı evlerde ve ayrı düzenlerde yaşasalar da çocuğun ortak bir tutum altında eğitilmesi gerekmektedir. Bunun için anne ve babanın evinde aynı kurallar olmalı, çocuğun eğitimi konusunda alınan kararlarda, kuralların uygulanmasında anne ya da baba birbirlerini sabote etmemeliler.
Ebeveynler çocuğun tedirgin ve güvensiz olduğunu düşünerek, aşırı tepkilerden kaçınmalıdır. Hele ki çocuk anne ya da babasına gönderilmemekle korkutulmamalıdır.
Çocukta gördüğünüz olumsuz davranışları, eski eşinize benzetmekten kaçının.
“Ne olacak babasının oğlu, babandan ne hayır gördüm ki senden göreyim! ”
gibi ağır sözler kullanmayın.

http://www.okulpdr.net/bosanma.htm

BOŞANMAK MI? YA ÇOCUK(LAR)?

Tarih: 01.06.2007 Saat: 23:56
Konu: Yazar: İsmail Karayılan

“Evlenmek mi, evliliği sürdürmek mi yoksa boşanmak mı daha zor?” şeklinde bir soruyla karşı karşıya kalsak, boşanmanın çok zor olduğu yanıtını vereceğinizden eminim… Kolay mı bin bir umutlarla kurduğunuz, çeşitli zorluklarla elde ettiğiniz, bir de paylaşılamayacak bir veya birkaç çocuk sahibi olduğunuz yuvayı dağıtmaktan daha zor ne olabilir ki! Evlilik en kutsal kurum olsa da eşlerin arzularını, isteklerini, rüyalarını tam olarak gerçekleştiremeyeceği bir kurumdur da…

Farklılıkların farkında olmadan evlenen çiftlerin beklentilerini karşılaması da olanaksızdır. Çünkü, eş olarak tercih ettiğiniz kişi de farklıdır ve onun da farklı beklentileri vardır. Bu durumları özümseyemeyen, farklılıkları bir kazanda yoğurup biraz da pişirerek kıvamında ortak bir beklentiye dönüştüremeyen çiftlerde, boşanma gelip kapıya dayanır ve bir gün de gerçekleşir. Önemli olan son aşamaya gelmeden yanlış gidişi algılamak, çözüm yolları bulmak, gerekirse bir uzman desteği almak en akıllıca izlenecek yoldur. Unutulmaması gereken doğru zamanı seçmek, doğru sözler ve doğru davranışlar sergilemektir…

Her ne olursa olsun evlenme kadar ayrılmanın da doğal olduğu toplumsal yaşam içinde ayrılmış eşlerin sayısı da azımsanamayacak kadar çoktur. Tabii, anne-babası ayrı olan çocuk sayısı da buna paralel olarak bir hayli fazladır. Elbette, anne-babanın boşanması, çocuklar üzerinde yaşam boyu etkisini sürdüren bir olaydır. İşte bu çocukların; yanında kaldığı anne veya baba tarafından yetiştirilmesi ve eğitilmesi konusunda bir takım sorunlar yaşanılması da kaçınılmaz bir gerçektir. Genellikle boşanmadan en çok zararlı çıkan ve etkilenen çocuk ve annedir… Yüzeysel de olsa bu konu üzerinde fikir jimnastiği yapmanın yararlı olacağını düşünüyorum. Çünkü ayrılan eşler kendilerinden çok çocuklarına odaklanmaktalar, bir takım hatalı tutum ve davranışları ile de kendilerinin ve çocuklarının yaşamını zora sokmaktadırlar…

Boşanmanın nedenlerini kısaca özetlersek; her iki tarafın alışkanlıkları, tutum ve davranışları ile uyum sağlayamadıkları, sosyal ve kültür değerler açısından anlaşamadıkları, fiziksel ve ruhsal olarak yakınlaşma sağlayamadıkları için, ayrıldıkları zaman daha sağlıklı yaşam sürdürebilecekleri inancı içinde gerçekleştirdikleri sosyal bir “olgu” olarak ifade edilebiliriz… Sebebi ne olursa olsun birey olarak birçok yönleriyle mükemmel özellikler taşıyan bu kişilerin bir araya geldiklerinde, tüm olumlu yönlerini karşılıklı olarak etkisiz hale getirmek suretiyle “tatsız tuzsuz bir ortam” yaratmaları kaçınılmaz sonucu gerçekleştirmektedir. Açık yüreklilikle söyleyebilirim ki, eşlerin ayrılmasını kesinlikle istemesem de böyle bir gerçek vardır ve bunların gelişim ve eğitiminden sorumlu oldukları çocuk(lar), somut bir gerçek olarak karşılarında durmaktadır. Bu gerçekten kaçamadığınız ve görmemezlikten gelemediğinize göre; çocuk sahibi boşanmış eşlerin bir takım şeyleri bilmelerine karşın dikkat edilmesi gereken hususların açıklanmasının yararlı olacağı düşünmekteyim.

Tüm anne-babaların çocuklarını en iyi koşullarda yetiştirmek, her yönüyle donanımlı olmasını sağlamak birincil hedefidir. Bu hedef elbette eşler ayrılsa da geçerlidir. Boşanmış da olsa; her anne/babanın çocuklarına öncelikle davranış ve düşünceleriyle iyi bir model olması, ona sevgi, hoşgörü ve anlayışla yaklaşması gerekir. Çünkü “anne-baba tutum”larının somut bir görüntüsü gibi çocuğunuz da karşınızda durmaktadır. Onda gördüğünüz olumsuz davranışların kazanılmasında kimlerin katkısı vardır? Hiç düşündünüz mü? Acı da olsa; boşanmanın nedenlerinden biri de, her iki tarafın “benmerkezci” özelliklerinden kaynaklanmış olabileceği söylenebilir. Aynı özelliği çocuğa aktarabilecek şekilde model olmak benimsenebilecek bir davranış olabilir mi? Kendi kendinize bir değerlendirme yapar mısınız? Öyleyse; mevcut tutum ve davranışlarımızı gözden geçirip, sözde değil özde iyi bir model olmaya çalışmak, çocuğa karşı başlıca göreviniz olmalıdır. Aksi halde çevresindeki diğer kişileri örnek almaya kalkar ki bunlar da iyi model olmayabilirler.

Ayrılmış anne/ baba; dışarıda olan ebeveynin çocuk tarafından görülmesine olanak sağlanması çok önemlidir. Kaldı ki anne/babalık mesleğinden boşanmak da olanaklı değildir. Daima, o sorumluluk üzerinizdedir ve yaşamınız süresince de öyle devam edecektir. Zaten çocuk hangi ebeveynin yanında kalıyorsa, diğer ebeveyni görmeyi arzu eder ve onunla geçireceği zaman için kendince planlar yapar ve hatta hayaller kurar.

Ancak; bu buluşmalarda anne/baba zamanını, çocuk için bol para harcama, onun her istediğini yapma anlamında değerlendirilmemelidir. Çocuğun sorunları ile ilgilenme ve eğitimine katkıda bulunacak şekilde doyurucu bir özellik taşımalıdır. Başka bir deyişle, ilişkiler parasal temele dayalı değil, duygusal ve eğitimsel temele dayalı bir şekilde yürütülmelidir. Çocukla beraberken gerçek bir iletişim sağlanmalı ve onun beklentilerine cevap verebilecek kaliteli bir birliktelik sergilenmelidir. Aksi halde çocuk kendinin ikinci plana atıldığını, kullanıldığını, sevilmediğini, sanki bir yükmüş gibi hisler geliştirebileceğini unutmamak gerekir.

Çocuk; ayrı da olsalar anne ve babası ile gurur duyabilmeli ve onlardan her ortamda övünçle söz edebilmelidir. İsteseniz de istemeseniz de boşanmada en büyük bedeli yine de çocuklar öder. Sizler öyle içten ve sevgi dolu davranışlar sergilemelisiniz ki, çocuk boşanmanın kendinden kaynaklandığı hissine kapılmasın. Yalnız belirttiğimiz bu durum abartıdan uzak, onun yanında ve destekleyici bir ortamda olmalıdır.

Bir de, kırgınlık ve kızgınlık duygularınızı çocuk kanalıyla biri birinize taşıma gibi bir tutumdan özellikle kaçınmalısınız. O sizlerin iletişim aracınız değildir. Evden ayrılan erkekse kesinlikle annenin işini kolaylaştıracak yardım ve desteği vermelidir. Bu desteği de çocuğuna yapılmış bir destek olduğunun bilincinde olmalıdır…

Ayrıca, çocuğa verilen sözler tutulmalı, yerine getirilmeyecek sözler verilmemeli, yalan söylemekten ve güvenini sarsacak davranışlardan kaçınılmalıdır. Çocuklar anne/babalarını birlikte tanımış ve onların da birlikte yaşamasını isterler. Çocukların bu duygusuna saygı gösterilmeli ve tarafların kendini haklı gösterecek konuşmalardan da kaçınmaları gerekir. Çocuk taraftar veya hakem değildir…

Özellikle olumlu bir davranış kazandırmak için veya şaka dahi olsa boşanmalarına onun neden olduğu izlenimi kesinlikle verilmemelidir. Örneğin; “Sen yaramazlık yaptığın, derslerinde başarılı olmadığın için baban gitti. Böyle devam edersen ben de giderim” veya “ne olacak! Babasının oğlu, babandan ne hayır gördüm ki senden de göreyim?”şeklindeki yaklaşımlar çocukta derin ruhsal bozukluklara yol açar ki ağırlaşmış sorunlarla yaşarken, yaşamınıza yeni bir takım sorunlar eklemiş olursunuz.

Boşanma konusunda çocuk sürekli sorular sorabilir. Burada en önemli konu ona daima doğruyu söylemektir. Boşanmaya yol açan gelişmeleri ve yaşanılan tatsız olayları anlatmanın hiçbir yararı yoktur. Hatta ayrılma gerçeklemeden bir hafta öncesinden duruma alıştırma açısından açıklamalarda bulunmak gerekir. Ona şöyle bir açıklama yapabilirsiniz: “Evlendiğimizde çok mutluyduk, senin de gördüğün gibi şimdi mutlu değiliz. Ayrı yaşamanın daha iyi olacağına karar verdik. Boşanmamızın nedeni sen değilsin. Biz ayrı olsak da değişmeyen tek gerçek; baba ve anne olarak daima senin yanında olacağız ve seni sevmeye devam edeceğiz. Buna emin olabilirsin.” Şeklinde bir açıklama yapabilirsiniz. Veya karşı tarafı suçlayıcı ifadelerden kaçınarak “sen de okulda anlaşamadığın biri olursa onunla aynı sırada oturmak ister misin?” Gibi yumuşak yaklaşımlarla “anlaşamadığınız için ayrıldığınızı” söyleyebilirsiniz. Önemli olan, her ikinizin de onu sevdiğiniz duygusunu yaratmaktır. Sizler anne/baba olarak; önemli günlerde bir araya gelebilmeli, medenice çocuğun geleceği ve eğitimi konusunda konuşabilmelisiniz. Ona; baba-anne olarak bir araya gelebildiğinizi, kendisiyle ilgili konuları konuşabildiğinizi ve kararlar alabildiğinizi (tekrar birleşebilecekmiş gibi bir izlenim yaratmadan) göstermekte son derece yarar vardır. Bu işlerde onur ve gururu bir tarafa bırakarak birlikte hareket edebilmek son derece önemlidir. El sıkışarak ayrılabilmek zor da olsa yapılması gereken saygı duyulacak bir davranıştır. Çünkü anne babası boşanmış çocukların, psikolojik sorunlar yaşaması, diğer çocuklara göre daha fazla risk altında olduğu alan uzmanlarınca ifade edilmektedir. Zaten, sadece çocukları için boşanmaktan kaçınan anne/babaların aile içinde kasıtlı olarak “sessiz kalmaları” veya “tartışmaları-didişmeleri” çocuğa, ayrılmış olmaktan daha büyük zarar verdiği de bir gerçektir…

Günümüzde evliliklerin sona ermesi sık rastlanır sosyal bir sorun olması nedeniyle birçok çocuk -bebekler hariç- “boşanma”nın ne anlama geldiğini bilmektedirler. Eğer evliliğiniz bir süredir gergin ve mutsuzsa, çocuğun, ailede bir şeylerin yolunda gitmediğinin farkında olması olasılık dahilindedir. Kavganın -özellikle fiziksel şiddet ve alkolizmin- olumsuz etkilerinin yaşandığı ailelerde, çocuklar farkında olmadan, anne babalarının ruhsal durumlarını okumayı öğrenirler. Kızgın ya da mutsuz bir ebeveyne yaklaşmak için en doğru zamanı çeşitli ayrıntılardan yola çıkarak bulabilirler. Aynı şekilde ne zaman birlikte olmamaları gerektiğini de bilirler. Ama ayrılacaklarını hiç düşünemezler. Olay gerçekleştiği, eşlerden birinin ayrıldığını gördüğü anda sarsılırlar. Özellikle tartışmalardan uzak tutulmuş ve bu durumla karşılaşmış ise daha büyük bir şok yaşarlar. Her iki durumda da çocuğun aileyi terk etmiş olan anne/babayı özlemesi son derece doğaldır. Bu duygusunu saygı ve anlayışla karşılamak gerekir. Çünkü, o taraf tutan bir konumda olamaz ve olmamalıdır da…

Boşanmanın çocuk üzerindeki etkilerini biraz daha irdeleyecek olursak:
Ailenin dağılması, aynı yetişkinlerde olduğu gibi, çocuklarda da birçok değişik duygusal tepkilere yol açar. Bu konuda çocuğun kişilik özellikleri, yaşı, cinsiyeti, boşanmaya neden olan sorunun niteliği ve onun bu sorunu algılama biçimi, içinde bulunduğu ortam gibi birçok etmen çocuğun gelişimi ve eğitiminde etkili olmaktadır. Örneğin yaşı dikkate aldığımızda, bebeklikte; keder, ağlama, parmak emme, oyuncaklarına sarılma, ayrılık kaygısı, şeklinde tepkiler görülürken, 3-6 yaşlarda; üzüntü, çekilme, anne ya da babasının paçasından ayrılmama, gelişimini tamamladığı bir alanda tekrar bakım görme arzusu, altını ıslatma, uyku bozukluğu, ayrılık korkusu ve kaygısı (ilk yıldan itibaren yoğunluğu gittikçe azalmaktadır.), oyuncaklara karşı kızgınlık ve öfke gösterme şeklinde dışa vurum görülebilmektedir.

İlköğretim döneminde; üzüntü, annesinin dizinin dibinden ayrılmama, hiç bir şeyden mutlu olmama ve mızmızlanma, bebeksi konuşma, bağımsızlık ve sorumsuzluk, okul fobisi, itaatsizlik, okuldan kaçma, suç işleme, huzursuzluk, okul başarısında azalma şeklinde belirtiler verirken, ergenlik döneminde; gözü yaşlı, üzüntü ve bitkinlik, okul fobisi, asilik ve karşı gelme, kavgacılık, kabalık, içki kullanma, evden kaçma, seksüel sapınç, huzursuzluk, okul başarısında düşme şeklinde tepkisel ve duygusal davranışlar görülebilmektedir.

Demek ki çocuklar, boşanmaya karşı duygusal tepki ve davranışlarını; yaşlarına, kişilik özelliklerine ve ailenin durumuna göre değişik şekilde göstermektedirler. Örneğin; erkek çocuklar öfkelerini, kavga ederek, kendisiyle ilgilenen büyüklerine ve öğretmenlerine karşı çıkarak veya kırıp dökerek açığa vurabilirler. Her çocuk her olaydan aynı oranda etkilenmez ya da etkileri aynı olsa bile tepkileri ve tepkinin zamanı farklı olabilir…
Genellikle çocuklar boşanma nedeniyle ailenin dağılmasından dolayı korkuya kapılırlar. Özellikle okul öncesi dönemde birlikte yaşadığı annenin/babanın kendini terk etmesinden, evden ayrılan ebeveyninin eskisi kadar sevmemesinden, beslenme ve barınma gereksinmesinin karşılanamayacağından korkarlar. Bu korkularını yukarda bahsettiğimiz davranışlarıyla sergilerler. Hatta doğadaki bir takım olaylarla kendini özdeşleştirmek suretiyle bir takım çeşitli faraziyeler uydurabilir ve ayrılmanın nedeninin kendilerinden kaynaklandığını dahi düşünebilirler. Tekrar birlikte olmalarının da kendine bağlı olduğuna inanabilirler. Bu da gösteriyor ki ayrılan eşlerin, onu umutlandıracak davranış ve konuşmalardan kaçınmalarında yarar vardır…

Ayrıca, babasız evde büyüyen erkek çocukların, güçlü erkek modelinden yoksun kalmaları nedeniyle, daha az rekabetçi oldukları, daha az sporla uğraştıkları, başkalarına bağımlı ve otoriteye baş kaldırıcı eğilimde oldukları alan uzmanlarınca ifade edilmektedir.
Anne veya babanın ikinci evlilik yapması durumunda çocuk; gelişim dönemine ve cinsiyetine göre çeşitli duygusal sorunlar yaşanabilmektedir. Böyle bir durumla karşı karşıyaysanız bir uzmandan yardım almanızın uygun olacağını düşünmekteyim.

Yukarda yaptığımız açıklamaları özetleyerek boşanmış eşlerin tutum ve davranışlarını aşağıda belirteceğim doğrultuda sergilemeleri kendileri ve çocuk(lar) açısından yararlı olur mu? Acaba diye kendi kendimize sorduğumuzda… Bunu ancak içinde bulunduğunuz koşullara ve durumunuza uygun olarak siz gerçekleştirebilir ve uygulayabilirsiniz…

Gerçekleştirebilecek öneriler ise:

Kendinize özgü koşullarınız içerisinde; çocuğa, anne/babanın ayrı yaşaması ve boşanmasının ne anlama geldiği, anne, baba ve kendisinin yaşamında ne gibi değişiklikler olacağı, onun anlayacağı düzeyde ve özümseterek açıklanması bu durumun onu, bir süre mutsuz edeceği, olumsuz olarak etkileyeceği, bu konuda onun bir kusurunun olmadığı, birinizden birinin evden ve dolayısıyla ondan ayrı kalacağının anlatılması,

Çocuğun yanında kalacak olan anne/baba kendi ailesini toplayarak(aile büyükleri, teyze/hala, dayı/amca v.b) çocukla ilgili kararlarlardan ve ona karşı gösterilecek tutum ve davranışlardan herkesi haberdar etmesi ve ayrıca kaldığı evde ki çocuğa karşı gösterilen tutum ve davranış ile belirli günlerde gittiği anne/baba ve yakınlarının davranışlarında çelişkinin olmaması ve işbirliğinin sağlanması için gerekli önlemlerin alınması,
Onun, ayrı olsalar da anne/baba tarafından her zaman sevileceği ve olanaklar ölçüsünde en iyi şekilde bakılacağı konusunda inandırılması, uygulamanın bu doğrultuda sergilenmesi, şayet evi terk eden eş, başka biriyle yaşamayı tercih ettiği için evi terk etmiş ise bu durumun çocuğa söylenmemesi,

Onun; dışarıda olan anne/baba ile mutlu ve sıcak bir ilişki sürdürmesi için gerekli ortamın hazırlanması, aslında ayrılmaya kesin karar verildiği zaman evden ayrılacak eş ilk hafta 1-2 gün, sonraki hafta 3-4 gün, daha sonraki haftalarda da günleri artırarak ayrılması en uygun olanıdır. Çocuk, böyle bir uygulamada daha kolay uyum sağlayacağı için bu uygulamanın ayrılık öncesinde gerçekleştirilmesi,

Boşandığınız eşinizden öç almak, onu üzmek veya her hangi bir şey elde etmek için çocuğu ondan mahrum bırakma gibi bir yolun izlenmemesi, bu durumda asıl cezalandırılanın çocuğunuz olacağının bilinmesi,

Ayrılmış olmanıza karşın, ayrıldığınız eşinizle ilişkiyi olanaklar ölçüsünde sorunsuz sürdürmeniz, olanaksız ise, aranızdaki sorunların çocuğa yansıtılmaması, taraf tutmaya zorlanmaması, karşı tarafı kötüleme veya olduğundan fazla iyi gösterme çabasına girilmemesi,

Çocuğun kalacağı yerin sürekliliğinin sağlanması, belirli aralıklarla görüşmelere izin verilmesi, ayrılmanın eşler için de hiç kolay olmadığı dikkate alınarak psikolojik yardım almaktan da kaçınılmaması, (sürekli ağlayan anne, kumrular gibi düşünen baba çocuğa yeterli güveni veremez.)

Boşanma süresinde çocuklar; mahkeme, eşya dağılımı ve nafaka gibi işlemlerden uzak tutulması, bu arada çocuğa karşı duyulan eziklik veya duygusal nedenlerle verilecek her türlü tavizin ona yarar değil zarar vereceğinin bilinmesi,

Çocuk anne-babasının yerine kimseyi koymak istemez. Şayet yeni bir ilişki yaşıyorsanız çocuk duruma alışıncaya kadar ona bu ilişkiden söz edilmemesi,

Şeklinde önerilerde bulunulabilir. Ancak bu öneriler tek ve mutlak doğrular değildir. Sizler bunlardan esinlenerek en uygun tutum ve davranışları belirleyerek uygulamaya koyabilirsiniz…

Tüm aile bireylerinin bir arada yaşadığı, her bireyin kendince beklentilerinin karşılandığı, sevgi ve mutluluğu yakaladığı bir ortamda yaşamaları dileğiyle…

http://www.sirince.net/modules.php?name=News&file=print&sid=681

BOŞANMANIN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

TV8 Kanalı’nda 27.10.2006 tarinde yayınlanan Info Sağlık Programı’nda Bihter Mutlu Gencer’le yapılan röportaj ve yine aynı konu başlığı altında Digitürk Elmax Kanal 17’de 18.12.2006 tarihinde yayınlanacak olan Annenin Günlüğü programında Bihter Mutlu Gencer’le yapılan sohbetin özetidir:

Boşanmanın çocuklar üzerindeki etkileri nelerdir?

Bihter Gencer: Öncelikle şunu belirtmeliyim ki boşanma doğası gereği sevimsiz ve problematik bir süreç. Çocuklar açısından hiç problemsiz atlatılmasını beklemek mümkün değildir. Çocuklar elbetteki olumsuz etkilenecekler, fakat ne kadar etkileneceklerini ve bu süreçten çocukların minimum derecede etkilenerek çıkmaları -yani kaldırabilecekleri kadar- anne babanın doğru tutumları izlemesiyle mümkün olabilir. Zaten çocuklarda bazı uyum ve davranış problemlerine neden olan boşanmanın kendisi değil, anne babanın boşanma sırasındaki izledikleri hatalı tutumlarıdır.

Peki nedir bu hatalı tutumlar? Anne babalar neleri yapmamalılar?

BG: Önce neleri yapmalılar, isterseniz bunu konuşalım. Anne babanın boşanacaklarını çocuklarına nasıl söyleyecekleri çok önemli. Bazen anne babalar “çocuğa ne kadar geç söylersek o kadar iyi olur” diye düşünürler. Muhtemelen nasıl söyleyeceklerini bilemediklerinden veya çocuğun tepkisinden korktukları için böyle hareket ederler diye düşünüyorum. Fakat kesin karar verildikten sonra en kısa zamanda bunun çocukla paylaşılması önemlidir. Öncelikle anne baba bunu nasıl söyleyeceklerini planlamalılar. Çocuklarının göstereceği tepkiler, soracakları sorular için hazırlıklı olmalılar. Daha sonra çocuğun yaşı ne kadar küçük olursa olsun anne babanın birlikte, çok açık ve net bir dille, boşanmanın ne demek olduğunu tam olarak anlamasını sağlayarak bu açıklamayı yapması gereklidir. Anne baba bir aile ortamı toplayarak şöyle söyleyebilirler: “Yavrucuğum sana söylememiz gereken önemli bir konu var. Sen de biliyorsun ki biz uzun zamandır anlaşamıyoruz, hep kavga ediyoruz, bu nedenle boşanmaya karar verdik, artık ayrı evlerde yaşıyor olacağız, yani artık karı koca olmayacağız, fakat senin annen ve baban olmaya ve seni her zaman çok sevmeye devam edeceğiz.” Bunu bu şekilde açık bir dille söyledikten sonra çocuğun sorularına cevap vermek, yaşanabilecek olumsuz duygulara ve davranışlara, öfke patlamalarına fırsat tanımak ve kabul etmek gerekir. Çocuklar “peki şimdi ben ne yapacağım, evim neresi olacak, nerde uyuyacağım, kim yemek yedirip banyomu yaptıracak, hangi okula gideceğim?” gibi kendi güvenlik ve bakımlarıyla ilgili konuları merak ederler. Geleceğin çocuk açısından tahmin edilebilir olması çok önemlidir. Gelecekle ilgili yeni düzenlemeleri çocuğumuza ayrıntısıyla anlatmak gerekir. Ayrıca “bize bu konuyla ilgili istediğin soruyu sorabilir, düşünce ve duygularını anlatabilirsin” şeklinde iletişim kapılarını açık bırakmakta fayda vardır.

Peki çocuğun duygularını kabul etmek dediniz, hangi duygular bunlar?

BG: Alınan haberle ilgili olarak üzüntü, öfke ve kızgınlık, daha büyük çocuklarda anne babayı suçlamalar yaşanabilir. Tüm bu duyguları kabul edici bir tavır çocukları rahatlatır. Ayrıca bütün çocuklar bilinçli olarak veya bilinçdışından anne babasının kendileri yüzünden boşandıklarını düşünürler. Genelde kavgaların çocuk yetiştirmeyle ilgili görüş farklılıkları dolayısıyla yaşanması –en azından görünüşte böyle olması- nedeniyle böyle düşünebilirler. Bu düşünce de çocukta suçluluk duygularını da beraberinde getirir. Anne babalar çocuğa “bu kararımız asla seninle ilgili değil, senin yüzünden boşanmıyoruz, seni hep sevmeye ve korumaya devam edeceğiz” şeklinde defalarca söylemelidirler.

Çocuğumuzun duygularını kabul ederken, onları kendi duygularımızdan da haberdar etmek yerinde olacaktır. “Biliyorum üzüldün, ben de çok üzgünüm, keşke bunu yapmak zorunda olmasaydık” gibi. Çocuğumuzu “korumak” adına hiçbir şey yokmuş gibi, sanki üzülmüyormuşuz gibi davranmaya çalışmak çocukta kafa karışıklığına neden olur, duyguların doğru ifade edilmesi konusunda yanlış bir model temsil eder.

Evet başta yapılmaması gerekenler demiştik… Nedir bu hatalı olan tutumlar?

BG: Çocuğumuz sözkonusu olduğunda medeni ve mantıklı davranabilmek çok önemli. Ne de olsa karı kocalık biter ama anne babalık hayat boyu devam eder. Çocuğun doğumgünü, okulun ilk günü, son günü, mezuniyet töreni gibi zamanlarda anne baba olarak çocuğun yanında olunması için bu medeni ilişkiye ihtiyaç vardır. Karşı tarafa ne kadar kızgın olursak olalım bu öfke duygularımızı çocuğumuzla olan ilişkimizden ve onun karşı tarafla olan ilişkisinden ayırabilmeyi başarmak zorundayız. Unutmayalım ki çocuğumuz bizim hissettiğimiz kızgınlıkları hissetmek zorunda değildir. Elbetteki anneyi de babayı da çok sever, sevmeye devam edecektir, hatta yaşadığı kayıp duygularıyla daha da bağlanabilir. Bırakalım çocuğumuz karşı tarafı sevmeye devam ettiği hiçbir suçluluk duygusuna kapılmadan rahat rahat ilişkisinin tadını çıkarsın. Bunun tamamen sizin tarafınızdan kabul edilebilir olduğunu çocuğa anlatmalı ve hissettirmeliyiz. Hatta yeni eşler sözkonusu olduğunda dahi bu yeni yetişkinlerle de sağlıklı ilişkiler kurabilmesini desteklemeli ve oluşabilecek rekabet duygularımızı da sadece kendimize saklamalıyız.

Çocuğumuza yaşadığımız kızgınlıkları yansıtmak, çocuğu taraf olmaya zorlamak, haklı olduğumuzu çocuğa kabul ettirmeye çalışmak, karşı tarafı kötülemek, çocukla karşı tarafa mesajlar göndermek, şimdi olmasa bile bir gün gelip bizim haklılığımızı kabul edecek gibi fantaziler kurmak, sadece işleri daha da komplike hale getirmekten başka hiç bir işe yaramaz.

Boşanma sonrasında genel olarak çocuk annede kalıyor ve babayı çok daha az görüyor. Doğal olarak daha fazla özlüyor. Bu durumda babaların nasıl davranması gerekir?

BG: Babayı veya haftasonları kimde kalıyorsa çocuğun bu ebeveyni daha fazla özlemesi elbetteki normaldir, fakat bu ilişkinin ille de sağlıksız olacağı anlamına gelmez. Çocukla geçirilen zaman kaliteli olduktan sonra sağlıklı bir ilişki devam edebilir.

Psikologlar kaliteli zamandan çok sözederler. Nedir bu kaliteli zaman?

BG: Babanın çocuğu o lunaparktan bu alışveriş merkezine gezdirmesi ve pahalı hediyelerle kendince gönlünü alması yerine evde yerde gözgöze dizdize sevgi yoğunluğuyla oynanan yarım saatlik bir oyunun, veya çocuğun ve babanın kendi hayatlarıyla ilgili yapılan derinlemesine sohbetlerin yerini hiçbir pahalı aktivite tutamaz. Bu bağlamda tekrar etmek istiyorum: Boşanma sonrasında babanın haftasonları ne zaman saat kaçta alıp geri getireceği, bir saat değişikliği varsa veya çocuğu alamayacaksa önceden bunun çocuğa bildirilmesi gibi konular çocuğun hayatının tahmin edilebilir olması ve belirsizlik duygularıyla başedebilmesi için hayati önem taşır. Ayrıca boşanma sonrasında iki evde de temel kuralların birbirine yakın olması (yatma vakti, yemek, tv saatleri gibi) çocuk için daha uygundur.

Boşanma sürecinde mutlaka bir psikoloğa başvurmak gerekli midir?

BG: Başta da söylediğim gibi çocukta oluşabilecek duygusal problemlere, uyum ve davranış güçlüklerine boşanmanın kendisi neden olmaz. Boşanma sürecindeki hatalı tutumlar bu sonucu doğurur. Eğer doğru tutumlar izlenirse muhakkak psikoloğa başvurmak gerekli olmayabilir. Yine de bu süreci sağlıklı geçirebilmek için bir kaç danışmanlık seansı yararlıdır. Bu verilen bilgiler boşanma sırasında genel olarak nasıl davranmalı bilgileridir. Elbetteki her aile kendine özgüdür ve bireysel farklılıklar sözkonusudur. Bu nedenle aileye özgü danışmanlık alınmasında fayda vardır.

http://www.elelecocukaile.com/makale20.htm

Boşanmış Aileler ve Çocukları

Kuşkusuz bir çocuk fiziksel ve psikolojik gelişimini en güzel şekilde ailesinin içinde tamamlar. Çocuk hem annenin hem de babanın ilgisine, sevgisine, şefkatine muhtaç bir varlıktır. Çocuğun ruhsal ve zihinsel açıdan sağlıklı olmasının başta gelen şartlarından birisi elbette ki kişiliğinin ideal bir aile tarafından yoğrulmasıdır. Ancak günümüzde yıkılan ailelere ne yazık ki oldukça sık rastlıyoruz.

Şu bir gerçek ki boşanmanın yükünü en fazla çocuklar çekiyor. Boşanma çocuğun hiç istemediği fakat kaçınılmaz olarak sonuçlarına katlanmak zorunda kaldığı bir durumdur. Boşanan eşler yeterince sorumlu davranmadıkları takdirde çocukta uyum ve davranış sorunları ortaya çıkabilir.

Çocuğun dünyasından boşanmaya bakarsak, çocuk genellikle boşanmadan dolayı kendisini suçlu hisseder. Anne ve babasının kendisi yüzünden anlaşamadığını, onun yüzünden boşandıklarını zanneder. Bu durumda anne ve babanın yaklaşımları daha da önem kazanmaktadır. Anne babalar aralarındaki sorunları çocuğa yansıtmaktan özenle kaçınmalılar. Çocuk aile içindeki anlaşmazlıkların kaçınılmaz sonuçlarını zaten görür, bu durumun sorumlusunun kendisi olduğunu düşünür.

Boşanmanın Çocuk Üzerindeki Etkisi

Anne babası boşanan bir çocuk zaten o yaşta yaşayabileceği en büyük travmalardan birini yaşamaktadır. Boşanma öncesinde devamlı didişen anne baba, çocuğu depresyona iten bir sebeptir. Aileler boşanma öncesinde ve sonrasında aralarındaki sorunları çocuklarına asla yansıtmamalıdırlar.

Çocuğun duygusal belleğinin olduğundan, yaşadığı her şeyi kaydettiğinden bahsetmiştik. Çocuk çok küçük bile olsa çevresinde olan biteni takip etmekte, sorunları hissetmektedir. Sorunları hisseden çocuk sıkıntısını söz diliyle anlatamadığı için bunu farklı şekillerde dışarıya yansıtır. Bu durum tırnak yeme, altını ıslatma şeklinde ortaya çıkabilir. Çocukta psikosomatik hastalıklar gözlenebilir; sık sık hasta olur, kusar, bağırsakları bozulur. Evden, okuldan kaçma, kendisine ait olmayan şeyleri alma, uyuşturucuya yönelme gibi durumlar yaşanabilir. Yıkılan ailelerde çocukluk depresyonlarına da çok sık rastlıyoruz. Aileler ne yapıp edip çocuğun kendisini boşanmanın sorumlusu olarak görmesini engellemeli ve çocuğun psikolojik ihtiyaçlarını karşılamaya özen göstermelidir. Anne baba ayrılsa da annelikten ve babalıktan istifa etmemelidir.

Boşanma Çocuğa Nasıl Anlatılmalı?

Ebeveyn çocuk ilişkisinde temel bir ilkemiz vardır: Çocuğu büyük insan yerine koyup ona olan biteni anlayabileceği bir dille anlatmak, fakat karşılığında büyük bir insan gibi tepki vermeyebileceğini kabul edip sabırlı ve anlayışlı olmak. Bu ilke çocuk için aşılması zor bir engel olan anne baba ayrılığında da uygulanmalıdır.

Anne babalar ne yapıp edip çocuğu kendi aralarındaki sorunlardan uzak tutmalı, kaldıramayacağı sorunları çocuğa yansıtmamalıdır. Ancak boşanma çocuktan saklanılamayacak bir durumdur. Sorunları çocuğa yansıtmamak için olan biteni ondan saklamak çözüm değildir. Çocuk zaten ailesinde yaşananları takip edecek, anne baba onu bu konudan haberdar etmezse olayları zihninin elverdiği ölçüde yorumlayacaktır.

Çocuğun yaşananları doğru algılaması için olayı ona bizim anlatmamız faydalı olacaktır. Aksi halde çocuk zihin kapasitesinin üstünde olan bu durumu yanlış anlar ve büyük bir ihtimalle suçu kendisinde arar.

Anne baba boşanma durumunu anlatırken çok açık ve net bir dil kullanmalıdır. Ebeveynler çocuğa yaklaşırken şöyle bir tutum sergileyebilirler: “Biz senin üzüleceğini, bir müddet mutsuz olacağını biliyoruz. Bir süre bu duruma katlanman gerekiyor ama senin bu durumla ilgili hiçbir suçun ve sorumluluğun yok. Bu tamamen bizden kaynaklanan bir olay.” Anne baba çocuğa bu mesajı verebilirse çocuk bu durumdan en az zararla çıkmış olur.

Boşanmadan Sonra Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

Boşanma aile birliğinin yıkılması ve yerine yeni bir düzen kurulması anlamına gelen zor bir süreçtir. Çocuk için önemli bir travma nedeni olabilecek bu dönemin en az zararla atlatılabilmesi için ailelerin dikkat etmesi gereken bazı hususlar vardır. Bu başlık altında öncelikle ailelerin bu süreçte düşmemeleri gereken hataları vurgulayalım.

Evlilik esnasında taraflardan biri gerçekten mağdur edilmiş, çok canı yanmış olabilir. Ancak unutulmamalı ki bu mağduriyetin sebebi olarak görülen kişi, aynı zamanda çocuğunuzun annesi ya da babasıdır. Elbette acı çeken bir kişi bunu eşiyle dostuyla paylaşmak isteyecektir fakat bunu yaparken bile çok dikkatli olmak gerekir. Böyle bir konuşma esnasında çocuğun da aynı ortamda bulunmamasına özen gösterilmelidir.

Boşanmanın ardından anne babaların çocuğu kazanma yarışına girmelerine sık sık rastlıyoruz. Bazı ebeveynler çocuğu kendi taraflarına çekmek için çocuğa yanlış mesajlar veriyorlar. Öyle şeyler yaşanıyor ki, çocuk annesinden ya da babasından uzaklaşsın, diğer tarafı seçsin diye “Annen/Baban seni sevmiyor zaten” diyenler, karşı tarafı suçlayanlar dahi oluyor. Bu sözler çocuğun ruh dünyasında tahmin edilemez boyutlarda yaralar açar. Bu çok yanlış ve çocuk açısından çok yaralayıcı bir tutumdur. Eşler ayrılsalar bile çocuğu annesinden ya da babasından ayırmaya çalışmak, eski eşten öç almak için çocuğu kullanmak çocuğun ruh sağlığı açısından asla düşülmemesi gereken hataların başında gelir.

Boşanmanın ardından anne babalar çocuğu kendi taraflarına çekmek için onun istediği her şeyi yapma yanılgısına da düşebilirler. Her istediğinin yapılması çocukta disiplin eksikliğine yol açar. Oysa ki disiplin, doğru kullanıldığı takdirde sağlıklı bir kişilik gelişimi için elzem bir unsurdur. Disiplinli olmaya alışmamış bir çocuk ileride sosyal yaşama adapte olmakta zorluk çekebilir.

Boşanma sürecinde yapılmaması gereken hataların altını çizdik. Şimdi de boşanan eşlerin yerine getirmeleri gereken bazı görevlerini vurgulayalım.

Boşanan eşler, aralarında yaşanan kötü olaylara rağmen arkadaş olmaya gayret göstermeliler. Yaşamı boyunca çocuğun önüne çıkabilecek bir sürü problem olabilir. Anne babanın kimi zaman bu problemlere birbirlerine danışarak çözüm bulmaları, ortak kararlar alıp uygulamaları gerekir. Herhangi bir iş arkadaşı gibi, hiç olmazsa telefonla görüşülebilir. Unutulmamalı ki anne babanın kendi sorumluğunda olan çocuklar her türlü husumetten, öfkeden daha önemlidir. Dağılan bazı aileler çocukları için bazen bir araya gelip arkadaş gibi davranabiliyorlar. Bunu başarabilmek çocuğun bu dönemi yaralanmadan atlatmasına yardımcı olacaktır.

Boşanma sonrasında ebeveynlerin sorumlulukları artabilir. Boşanmadan önce çalışmayan bir anne ekonomik ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmaya başlamak zorunda kalabilir. Bir evin sorumluluğunu tek başına yüklenmek, çocuk sahibi olmanın ve işin gereklerini bir arada yerine getirmek zordur. Fakat burada yine bir ilkemizi tekrarlama ihtiyacı duyuyoruz. Bir insanın, iyi ve başarılı olması önemlidir ama bundan daha önemlisi iyi bir anne ya da baba olmasıdır.

Bir çocuk, anne babasının ilgisine, onlarla birlikte vakit geçirmeye muhtaçtır. Bu noktada sürekli ve nitelikli birliktelik, çocukla geçirilen kaliteli zaman kavramı önem kazanır. Anne ya da baba çocuklarıyla ilgilenirken bütün dertlerini, sorumluluklarını bir kenara bırakıp çocuğa odaklanmalıdırlar. Çocuk annesinin ya da babasının aklının başka yerde olduğunu hissederse kendisini dışlanmış gibi hisseder ve bir yere ait olma ihtiyacı duyar. Çocuk kendisine önem verilmediğini hissetmemeli, kendisini güvende ve ailesine ait hissetmelidir. Çocuğun psiko-sosyal ihtiyaçlarının karşılanması kişilik gelişimi açısından çok önemlidir. Anne baba çocuğunun ihtiyaçlarını görüp doyurmazsa çocuk, içgüdüleriyle bazı anlık zevklere yenilebilir, aidiyet duygusunu yanlış insanlarla tatmine yönelebilir.

Çocuğun cinsel gelişimi açısından da vurgulanması gereken noktalar var. Bilindiği gibi erkek çocuklar cinsel kimliklerini babadan, kız çocuklar anneden alırlar. Örneğin üç yaşındaki bir erkek çocuk sürekli olarak anne, anneanne, teyze arasında büyürse, çevresinde yeterli erkek model yoksa cinsel kimliği yanlış gelişebilir. Çocuk yanlış cinsel özdeşimler kurabilir. Babanın erkek çocukla zaman geçirmesi önemlidir. Kuşkusuz aynı ilişki anne ve kız çocuk arasında da gereklidir.

Hatırlanacağı gibi bu hususu “Anne Babası Vefat Eden Çocuklar” başlığı altında da vurgulamış, annesi vefat eden bir kız çocuğunun teyzesiyle, halasıyla, babası vefat eden bir erkek çocuğunun ise dayısıyla, amcasıyla birlikte vakit geçirmesini önermiştik. Oysa ki burada çok daha şanslı bir durumla karşı karşıyız. Aileler annenin de babanın da hayatta olmasının kıymetini bilmeli, çocuklarıyla birebir iletişim kurmayı ihmal etmemelidir. Çocuklarına verilecek sevgi, şefkat, kendini güvende hissetme duygusu hiçbir şeyle ölçülemeyecek kadar büyük bir hediyedir.

Kimi zaman boşanmaların ardından ikinci evlilikler gündeme geliyor. Anne babalar ikinci evliliklerini yapınca ilk evliliklerden getirilen çocuklarla üvey anne babalar arasında bazı uyum problemleri yaşanabiliyor. Gerçi bu ilişkiyi çok iyi dengeleyen aileler de oluyor. Üvey anne eğer kendisini aşabilen, gerçeklerle yüzleşebilen biriyse denge kurup adil davranmayı başarabiliyor. Fakat problemli ailelere de çok daha sık rastlıyoruz. Bu nedenle üvey anne çocuk ilişkisine bu başlık altında değinmek yerine bu konuyu ayrı bir başlıkla değerlendirmeyi daha faydalı buluyoruz.

Boşanma konusu üzerine söylediklerimizi özetlersek; boşanmalardan çocuğun nasıl en az zararla çıkabileceğini düşünmek gerekir. Çocuğun boşanmadan ötürü kendi suçlaması muhakkak önlenmelidir. Ebeveynlerin “Biz ayrılıyoruz ama annelikten babalıktan ayrılmıyoruz. Arkadaş kalacağız ve senin iyiliğin için elimizden gelen her şeyi yapacağız” mesajını çocuğa vermeleri, ayrıldıktan sonra da geçmişte yaşananlara sünger çekip çocuğun ihtiyacı doğrultusunda dayanışmaya girmeleri çocuk açısından en iyisidir. Çocukluk döneminin kişiliğin oluşması açısından ne denli önemli olduğunu biliyoruz. Çocuğun bu dönemi mümkün olduğunca sağlıklı geçirmesi için aileler ellerinden gelen özeni göstermelidirler.

KAYNAK : Prof. Dr. Nevzat Tarhan,

Makul Çözüm, Mart 2004, Timaş Yayınları

http://www.mcaturk.com/mca_icerik_detay.php?icerikid=697

=====================================================================

KURAN’DA BOŞANMA SEBEPLERİ

Değerli Kardeşimiz;

Kur an’ı Kerim de, hangi nedenlerden boşanmanın zaruret haline geldiği açık bir şekilde belirtilmiştir.

1- Açık Edepsizlik (Zina)

Zina, İslam’da büyük bir suç, şirkle eş anlama gelecek kadar büyük bir günahtır. Zina, aile düzenini yerle bir eden; evlilik bağını hemen ortadan kaldıran, İslam hukuku açısından kadın ve erkeği ayrı konuma getiren korkunç bir fiildir. Böyle bir fiilin müslüman bir evde işlenmesi hiçbir zaman düşünülemez. Bu fiili müslümanın evine reva gören bir kadın ya da erkek, o eve layık olamaz ve derhal, hem de hiçbir hak iddia etmeden; mü’min olân eşinden boşanarak orayı terk etmelidir. Zina fiilini işleyen kadın ise bu kişi, aynı zamanda mehirden mahrum kalır ve mü’minlere nikahı haram olur.”Onlara verdiklerinizin bir kısmını alıp götürmek için onları, sıkıştırmayın. Şayet apaçık bir edepsizlik yaparlarsa başka. Onlarla iyi geçinin…” (4 NiSA, 19)

“Ey peygamber; kadınları boşadığınız zaman onları iddetleri içinde boşayın ve iddeti sayın. Rabb’iniz Allah’tan korkun. Onları evlerinden çıkarmayın. Kendileri de çıkmasınlar. Ancak apaçık bir edepsizlik yaparlarsa (fuhuş) başka…”(65 TALAK,1)

Zina fiili, bütün fıkhi anlaşmaları iptal eder. Zina eden kişi, müşrikierle aynı kategoriye girdiğinden ancak, zina eden veya müşrik olan biriyle evlenir. Müşrikler, kafir olduklarına göre, kafirlerle müminlerin nikahı haramdır. İşte bu konudaki ayetler.

“Zina eden erkek, zina eden veya müşrik kadından başkasıyla evlenmez; zina eden kadın da zina eden veya müşrik erkekten başkasıyla evlenmez. Böyleleriyle evlenmek mü’minlere haram kılınmıştır.” (24 NUR, 3)

“…Kafir kadınların ismetlerini tutmayın, harcadığınız mehri isteyin…” (60 MÜMTEHİNE, 10)

“Allah’a eş koşan kadınlarla, onlar inanıncaya kadar evlenmeyin…” (2 BAKARA, 221)

“…Bu size Allah’ın hükmüdür. Aranızda böyle hükmediyor…” (60 MÜMTEHİNE, 10)

“… Bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa, kendisine yazık etmiş olur..:’ (65 TALAK, 1)

2- Huzursuzluk Çıkarma, Fikri Anlaşmazlık

İslami bir toplumun, huzurlu bir ortam oluşturması için, toplumun çekirdeğini oluşturan ailenin huzurlu olması gerekir. Ailedeki huzuru ise, birbiriyle çok iyi anlaşan eşler sağlar. Ailedeki temel direkler, dengeli değilse aile yuvası her an yıkılmaya mahkumdur. Ailedeki huzuru ve sürekliliği sağlamak için, dengesiz olan direğin tamir edilerek düzeltilmesi, düzelmesi mümkün değilse değiştirilerek yenilenmesi, hem aile hem de İslam toplumu adına yararlı olacaktır.

Ailenin temel direklerinden biri olan kadın, kocasına karşı gelip evde huzursuzluk çıkarıyorsa, yani bir evde kadın, kocasının taşıdığı fikre destek vermiyor, köstekliyor, sözlü veya fiili olarak karşı çıkıp davasından döndürmeğe ya da alıkoymağa çalışıyorsa bu kadını boşamak, zaruri hale gelmiş demektir. Eğer erkek, bu kadını boşamazsa bu durumda iki şık ortaya çıkar.

Birinci şık, erkek karısına aldırış etmez, yoluna devam eder. Ancak, bu durumda evde huzursuzluk başgösterecektir. Huzursuzluğun baş göstermesi ile de, eğer varsa, çocuklar etkilenecek ve sonuçta bunalımlı bir nesil ortaya çıkacaktır. Bu nesil, belki de Allah’ı tanımayacak derecede dinden, imandan uzak bir nesil olacaktır. Çünkü kadın, evde devamlı çocukların yanında bulunduğundan dolayı onları daha fazla etkileyecektir. İstikbalde bu çocuklar, mücadeleci bir erkek için büyük bir kayıp ve davasına ağır bir darbe olacaktır. Ayrıca erkek, evde huzurlu bir ortam bulamadığından çalışmalarında başarısız olacak veya en azından istediği seviyeye gelemeyecektir. Birbirlerinin evliyası olması gereken mü’min erkek ve kadınlar, evde bu velayeti oluşturamamışlarsa, dışarıda hiç bir zaman oluşturamazlar; iyiliği emredemez, kötülükten alıkoyamazlar. O halde Kur an’ın emrettiği ölçüler içinde kadını boşamak şart olacaktır.

İkinci şık, mü’min erkek, karısının sözüne uyup davasından ve çalışmalarından vazgeçecektir ki, bu da o erkeğin, fasık olmasına ve dinden uzaklaşmasına neden olacaktır. Son yıllarda bunların birçok örnekleri bulunmaktadır.

“De ki: ‘Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabalarınız, kazandığınız mallar, düşmesinden korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler, size Allah’tan, Rasulünden ve O’nun yolunda cihad etmekten daha sevgili ise o halde Allah emrini getirinceye kadar gözetleyin. Allah fasık kavmi hidayete erdirmez.” (9 TEVBE, 24)

“Ey iman edenler, eşlerinizden ve çocuklarınızdan bazıları size düşmandır. Onlardan sakının…” (64 TEĞABUN,14)

Allah yolundan alıkoymak için çalışan her kadın, aynı zamanda kocasının da düşmanıdır. Bu düşmandan sakınmanın ve korunmanın yolu, ondan uzaklaşmaktır. Bunun en iyi yolu da, o kadını boşamaktır. Çünkü, bu tür kadınlar iyi kadınlardan değillerdir. İsyankar kadınlar, eğer düzelmezlerse onları boşamak en ideal yoldur.”Allah, insanları birbirinden üstün kıldığından ve mallarından harcadıklarından dolayı erkekler, kadınlar üzerinde yöneticidirler. Onun için iyi kadınlar itaatkar olup, Allah’ın, kendilerini korumasına karşılık kendileri de gizliyi korurlar. Dik kafalılık, şirretlik etmelerinden korktuğunuz kadınlara öğüt verin, yataklarından ayrılın ve onları dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhinde başka bir yol aramayın. Çünkü Allah yücedir, büyüktür.” (4 NİSA, 34)

Eğer nasihat edilmesine, yataklarından uzaklaşılmasına ve dövülmelerine rağmen, düzelip kendilerine çeki-düzen vermezlerse onları boşanmak en iyi çaredir. Ancak düzelmeleri halinde, aleyhlerinde bir yol aramak yasaklanmıştır.

3- Dünya Hayatını Ve Süsünü Allah’a Tercih Etmek

Kadın olsun erkek olsun kişi; yaratılışın temel gayesi olan Allah’â itaat (kulluk) etmek ve O’nun dini için çalışmakla mükelleftir. Yaratılışlarının şuurunda olanlar, hareketlerinin yönünü ona göre düzenlerler. Ve yeryüzünde fitne kalmayıncaya ve hakimiyet yalnızca Allah’a ait oluncaya kadar çalışmak, inandığını söyleyen herkesin üzerine düşen bir görev ve sorumluluktur. İşte Kur’ani gerçekler:”Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım:” (51 ZARİYAT, 56)

“… Yalnız sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz…” (1 FATİHA, 4)

“Fitne kalmayıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın! Eğer vazgeçerlerse muhakkak ki Allah, ne yaptıklarını görmektedir.” (8 ENFAL, 39) Yaratılış gayesini unutup dünya hayatının süsünü isteyen kadınları (ya da erkekleri) boşamak, her iman eden mücadele erinin yapması gereken bir davranış olmalıdır. Aksi halde, bu kadınlar ya da erkekler davetçiye ayak bağı olacak ve engel teşkil edeceklerdir. Bu yüzden onlardan boşanmak, kadın iseler mehirlerini verip onları salmak en iyi yoldur.”Ey Nebi! eşlerine söyle: ‘Eğer siz, dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız, gelin size müt’a (mehrinizi) vereyim ve sizi güzellikle salayım. Eğer siz, Allah’ı ve ahiret yurdunu istiyorsanız Allah, sizden güzel hareket edenlere büyük mükafat hazırlamıştır.” (33 AHZAB 28-29)

Allah’ın nizamının egemen olması için çalışmayıp dünya hayatını ve süsünü isteyen kadınlar ya da erkekler, Allah’ın nizamının egemen olmasına çalışan davetçilerin önlerinde bir kambur, bir engeldirler. Bu engelin giderilmesi de mü’minler için bir zarurettir. Çünkü yüce Rabb’imiz, dünya hayatını ve süsünü isteyenlerin ahirette nasiblerinin olmadığını bildiriyor. Ahirette nasibi olmayanın, ahirette nasibi olanlarla beraber olması söz konusu olamaz.”İşte onlar, ahiret verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Onlardan azab hiç hafifletilmez ve onlara hiç yardım edilmez.” (2 BAKARA, 86)

“Kimler dünya hayatını ve süsünü isterse onlara oradaki amellerini tam veririz ve onlar orada hiçbir eksikliğe uğratılmazlar. Ama onlar öyle kimselerdir ki, ahirette onlar için yalnız ateş vardır ve yaptıklarının hepsi orada boşa çıkmıştır. Amelleri hep batıl olmuştur.” (11 HUD, 15-16)

“Kim ahiret ekinini istiyorsa onun ekinini artırırız; kim dünya ekinini istiyorsa ona da dünyadan bir şey veririz. Fakat onun, ahirette bir nasibi olmaz.” (42 ŞURA, 20)Dünya hayatını ve süsünü isteyenin, ahiret ekinini isteyenle hiçbir ilgi ve ilişiği olmayacağından, mü’min bir şahsiyetin yapacağı en güzel hareket, dünya süsünü isteyen eşini boşamasıdır. Bu boşamanın nasıl, ne zaman ve ne şekilde olacağını ise İslami esaslar, net bir şekilde ortaya koymuştur.
Selam ve dua ile…
Sorularla İslamiyet Editör

http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=show_qna&id=7331

En Sevilmeyen Helâl

A.Hüseyin HALİMOĞLU

Büyüyen tehlike: boşanma (talâk)

Evlilikte esas, eşlerin ölünceye kadar, her şartta beraber olmalarıdır. Bu sebeple Anadolu’da gelin olan kıza ailesi tarafından “Duvakla gir, kefenle çık” nasihati yapılır. Evlenen çiftlere ise bu anlamda “Bir yastıkta kocasınlar” denir. Ancak aile mües-seseni oluşturan evlilikte bazen istenmese de olumsuz sonuçlar ortaya çıkmaktadır. İşte bu durumda eşlerin birbirinden ayrılması durumu zuhur ediyor. Günümüzde giderek artan bu olaya boşanma diyoruz. Boşanma, kelime anlamı olarak karı ve kocanın birbirinden ayrılması, evliliğin, yani nikah akdinin sona ermesi anlamına geliyor. Hadis-i Şerif’te: “Allah Celle Celalühu’ya en sevimsiz helal, -talak- boşanmadır” şeklinde ifade edilen; boşanmanın meydana gelmemesi için yüce dinimiz gerekli nasihatleri yapmış ve daha da önemlisi hülle ve benzeri engeller ortaya koymuştur. Ancak eğer başka çıkar yol kalmamışsa, “çirkin” olarak da olsa müsaade edilmiştir.

boşanmanın sebepleri

Boşanmanın sebepleri oldukça çeşitlidir. Günümüzde adliyelere yansıyan en önemli sebep “şiddetli geçimsizlik” olsa da, bunun gerçek sebep olmayıp, genellikle üzerinde anlaşılmış hukuki bir terim olduğu herkesçe bilinmektedir. Bu sebep resmi kayıtlarda bütün boşanmaların yüzde 85’ini oluşturmaktadır. Prof. Dr. Musa Tosun, toplumumuzun yaşadığı sosyo-kültürel değişim sürecinin aile müesseseni etkilediği ve bunun sonucu olarak da boşanma oranlarının arttığını belirtiyor. Kültürel değişimin bir yozlaşmaya dönüştüğünü ve evlenme usulleri ile aile yapısının değişmeye başladığını belirten Prof. Tosun, boşanmanın sebeplerini şöyle sıralamaktadır:

-”Eşlerin evlilik beklentisinin gerçekleşmemesinden kaynaklanan mutsuzluk, uyumsuzluk ve çatışmalar.

-Karı-koca arasındaki aile içi yetki paylaşımı ve rol kavgaları.

-Eşlerin aileleri arasındaki uyumsuzluk ve çekişmeler, her iki tarafın ailesinin çiftleri kendi tarafına çekme, diğer taraftan uzaklaştırma eğilimi.

-Kaynana, kayınpeder veya çiftlerle birlikte kalan diğer aile bireyleri.

-Eşler ve aileler arasındaki kültür ve inanç çatışmaları.

-Cinsi problemler.

-Ekonomik problemler.

-Araya giren ikinci bir erkek veya ikinci bir kadının varlığı, ya da eşlerin birbirini al-datması.

-Eşlerden birinin uzun süren hastalığı, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı.

-Eşlerden birinin uzun süreli mahkûmiyeti.”

Psikiyatri uzmanı Prof. Tosun, boşanma sebepleri konusunda medyanın da önemli bir payı olduğuna işaret ederek şöyle diyor: “Medyanın öncülük ettiği kadın kimliğini değiştirme ve yeniden tanımlama çalışmaları, annelik, ev hanımlığı, kocasının karısı gibi geleneksel kadın rollerini aşağılayan; çalışan, yalnız yaşayan, entel takılan ve serbest ilişkiyi benimseyen kadın rolünü yücelten(!) yeni, dejenere ve marjinal kadın tipinin ve kimliğinin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bu da toplumun temel taşı olan aileyi sarsmaya başlamış ve en azından bazı çevrelerde boşanmaları hızlandırmıştır”.

Günümüzde evlenme usulü konusunda sıkça tartışılan “görücü usulü” ile “flört” ise evliliğin devamı noktasında bize önemli bir ipucunu vermektedir. Bu anlamda, millî ve mânevî yapıdan da kaynaklanan sağlam aile oluşumundaki en önemli etkenin bugüne kadar görücü usûlü olduğunu görüyoruz. Zira eş seçiminde günübirlik ve kısa süreli bir beraberlik, ileriye dönük bir beraberlik, yani evlilik için maalesef gerçekçi olmamaktadır. Tarafların karşısındakine nazik davranışları, kur yapmaları ve benzeri aldatıcı tavırları, daha evliliğin ilk günlerinden itibaren yerini gerçek tavırlara bırakmaktadır. Yani artık köprü geçilmiştir ve kişi gerçek kimliğine bürünecektir. Bunun çok sayıdaki örneğini günümüzde, özellikle de medyada sık sık görünen kamuoyunun yakından tanıdığı insanlarda görmekteyiz.

Halbuki görücü usulü ile yapılan evlilikler daha sağlam temeller üzerine kurulmaktadır. İstisnai olarak yozlaştırılmış halini; yani tarafların hiç birbirini tanımadan evlenmelerini dikkate almazsak, annebaba ve akrabaların referansı ve araştırması ile kurulan evlilik, sağlam temel üzerine kurulan bina gibi olmaktadır. Burada yapmacık bir ön ilişki olmadığından, insanlar birbirlerini, ailelerini hatta soylarını tanıdıklarından, ileriye dönük daha sağlam bir yuva oluşturulmaktadır.

dinimizde sevilmiyor

Y üce dinimizin boşanma konusunda engelleyici olduğunu ve helallerin en çirkini olarak değerlendirdiğini yukarıda arzetmiştik. Zira dinimiz İslam, insanlar için dünya ve ahiret saadetinin yollarını bizlere öğretmektedir. Bu açıdan bakıldığında da tavsiye edilmeyen bir işin yanlışlığı, ondan uzak durulmasının önemi ortaya çıkmaktadır.

İslam dini çeşitli sebeplerden ötürü, boşanma hakkını erkeğe vermiştir. Bu sebepler, erkeğin ailedeki durumu, mali sorumluluğun onda olması, kadının duygusallığı gibi sıralanabilir. Kadının boşanma hakkının olabilmesi için, kocasının ona boşanma yetkisi vermesi gereklidir. Bu hakkın iki taraf tarafından kullanılması durumunun ise boşanma vakalarını artıracağı kanaati vardır.

Mecbur kalındığı zaman müsade edilen boşanma ile ilgili olarak Peygamber Efendimiz bir Hadis-i Şerif’lerinde, “Allah Celle Celalühu’nun katında en sevimsiz olan helal boşanmadır” buyurmuşlardır. Bir başka Hadis-i Şerif’te ise “Allah Celle Celalühu, sık sık eş değiştiren çeşnici erkeklere ve çeşnici kadınlara lanet eder” buyurulmaktadır. Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de ise “Eşleriniz size itaat ederlerse, onları incitmeye bahane aramayınız” mealindeki ayet-i kerime bulunmaktadır. Ancak bütün bunlara rağmen boşanma, dinimizde bir kurala bağlanmıştır ve ka-dının mağdur edilmemesi esastır. Buna göre; erkek karısını adetli iken boşayamaz. Adeti bittikten sonra hiç cinsi ilişkide bulunmadığı temizlik süresinde boşayabilir. Böylece cinsi ilişkiyi arzuladığı bir anda boşanmayı göze alamayacak ve boşaması zorlaşacaktır. Yine dinimizde kadın ile erkek birbirine 3 bağ ile bağlandığından, birinci boşanmada kadın iddet süresine girer. Bu süre içerisinde erkek yalnız kalacağından, eğer çok önemli bir sebep yoksa, bu süre bitiminde, yeni bir nikaha gerek kalmadan eşler bir araya gelecektir. Bu imkân ikinci boşanmada da vardır. Fakat üçüncü defa tekrarlandığında ise artık eşlerin bağları kopmuştur. Bu konuda sünnete uyulmaması durumunda ise boşanma gerçekleşmekle birlikte erkek günah işlemiş olur ve bunun dini müeyyidesine katlanmak durumunda olur. Dolayısıyla bu hususlar, dinimizde boşanmanının kolay olmadığını, olmaması gerektiğini apaçık ortaya koymaktadır ve bunda da sorumluluğu erkeğe yüklemektedir.

Böylece, önünü-sonunu düşünerek hareket etmek durumunda olan bir müslüman, çok geçerli bir gerekçesi olmadıkça hanımını boşamaya kalkmayacaktır.

boşanmanın sebepleri

Ülkemizde, evliliklerin oluşturulması sırasında yaşanan resmi ve dini nikah konusu boşanmada da ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla dinen yaşanan bir olayı hukuki yolla da resmileştirmek gerekiyor. Bu çerçevede uygulanmakta olan Medeni Kanun, günün gereklerine göre zaman zaman değişimlere uğramaktadır. 3444 sayılı yasayla yapılan değişiklikten sonra Türk Medeni Kanunu’nun kabül ettiği boşanma sebepleri, eşlerin boşanma konusunda anlaşmaları, evlilik birliğinin temelinden sarsılması, kusur (zina, cana kast ve pek fena muamele, cürüm ve haysiyetsizlik), eylemli ayrılık ve elverişsizlik olarak sıralanmaktadır. Medeni Kanun, eşleri boşandıktan sonra tekrar evlenmeleri konusunda bir sınırlama getirmemektedir. Buna göre eşler dileği kadar evlenip boşanabilirler. Ancak dinimizin buna müsade etmediğini yukarıda belirtmiştik.

boşanma oranı artıyor

Toplumu oluşturan en küçük yapı taşı ailenin tahribi sayılan ve dini yönden tavsiye edilmeyen boşanma olayları, üzülerek belirtmek gerekir ki giderek artmaktadır. Prof. Dr. Musa Tosun’un da işaret ettiği gibi toplumdaki sosyo-kültürel değişim ve medyanın bu konuda etkisi hayli fazla. Toplumun yakından takip ettiği sanat çevrelerinde boşanmaların daha sık ve sansasyonel yaşanması ise işin tuzu biberi ol-maktadır. Zira günümüzde çok basit sebeplerle aileler yıkılmakta ve bundan da en büyük zararı çocuklar görmektedir.

Türkiye’de 1980’li yıllarda yapılan istatistiklerde boşanan ailelerden yarıya yakını, yüzde 47’si henüz çocuk sahibi olamamış ailelerdir. Yine boşanan ailelerden yüzde 24’ünün 1, yüzde 16’sının ise 2 çocuğu var. Boşanma oranının çocuk sayısına göre düşüş gösterdiği istatistiklerde boşanma oranı 3 çocuklu ailelerde yüzde 7’ye dü-şerken, 4 çocuklu ailelerde yüzde 3.3’e, 5 ve daha fazla çocuğu olan ailelerde ise 2.9’a iniyor.

Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü kayıtlarına göre son yıllarda boşanmak için adliyelere müracaat edenlerin sayıları ise şöyle:

- 1986’da 60 865,

- 1987’de 60 140,

- 1988’de 80 158,

- 1989’da 75 820,

- 1990’da 77 233,

- 1991’de 85 132,

- 1992’de 88 788,

- 1993’de 88 877,

- 1994’de 95 495,

- 1995’de 103 203,

- 1996’da 104 851,

- 1997’de 110 119,

- 1998’de 114 322.

Tablodan da anlaşılacağı gibi 12 yıllık süre içerisinde boşanmak için adliye kapılarına giden eş sayısındaki artış yüzde 87 civarındadır.

Ancak bütün bunlara rağmen, millî ve mânevî değerlerden kaynaklanan bir yapı ola-rak Türkiye’deki boşanma oranları, Batı ülkelerine oranla oldukça düşük gözükmektedir. Zira ülkemiz, 27 ülke arasında yapılan bir araştırmada, boşanma sıralamasında sonuncu olmuştur. Yunanistan’da yüzde 6.9 olan boşanma oranı, İspanya’da 4.8, İtalya’da 4.7, ABD’de 4.57, Almanya’da 2.04, Mısır’da 1.55, Türkiye’de ise 0.47 olarak belirlenmiştir. Araştırmaya göre, ülkemizde boşanma ora-nının en fazla olduğu şehir ise İstanbul olarak tesbit edilmiştir.

Kaynak: Beyan dergisi, 04-2000

http://www.enfal.de/ev04.htm

  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.